2500 LİRALIK LAHMACUN KLİŞESİ
BİR kentin gerçek ruhu bazen yaz kalabalığından değil, kış yalnızlığından okunur.
O yüzden galiba Bodrum’un kışını sevenlerdenim. Çünkü yazları Bodrum; artık büyük şehirlerin sorunlarıyla yüzleşiyor.
Trafik, ulaşım, altyapı, susuzluk, kontrolsüz şehirleşme meselesi Bodrum’un da çözüm üretmesi gereken başlıkların başında geliyor. Örneğin çok duyuyorum; Bodrumlular zorunlu olmadıkça oturdukları yerden dışarı çıkmıyorlar. Bir anda kendilerini İstanbul trafiğinin içinde gibi hissediyorlar. Yeri geldikçe bu konuları da yazacağım.
O klişe yani şu lahmacun konusu; asıl konuşmamız gerekenleri geciktiriyor.
Okullar kapanıp sınavlar daha bitmemişti ki; Bodrum’da her zaman alışık olduğumuz o tartışma yeniden başladı.
“Bodrum’da 2500 liraya lahmacun.”
Türkiye’nin en tekrarlanan yaz öncesi ritüellerinden biri bu.
Bodrum Belediye Başkanı Tamer Mandalinci’yle konuşunca sordum. O da bu söylemin magazinel bir kalıba hapsolduğunun farkında.
Dedi ki...
“Bu lahmacunu yiyen kişi o fiyatı sadece kıymalı hamur için ödemiyor. O çatal bıçağı, o manzarayı, o deneyimi satın alıyor. Aslında o kişi lahmacun değil, prestiji satın alıyor.”
Bir tür gösterişli hayat sahnesine bilet alıyor.
Bu fiyatlar üzerinden Bodrum’a vurmayalım, Türkiye’nin en değerli turizm markasına zarar vermeyelim.
Bodrum artık mevsimlik bir tatil yerinden çok, dört mevsim yaşanabilir bir kente dönüşüyor.
Bugün dünyanın önde gelen otel zincirleri Bodrum’da yer kapmak için yarışıyor.
Bodrum “bir plajdan ibaret” değil. Bunu biliyoruz ama bu değişimi yönetemezsek; yakın bir gelecekte Bodrum’u da kaybederiz.
Özetle...
Her bütçeye uygun tatil yapmak mümkün. Başkan Mandalinci ısrarla böyle söylüyor. Bodrum’u sadece lahmacunla tartışmak, Viyana’yı sadece bir kahveyle tanımlamaya benzer.
Bodrum’un geleceği, magazinleşmiş bir fiyat tartışmasına sığmayacak kadar önemli.🤨