Kırıkkanat sevdiği adamın gözünden düşmesine neden olan olayı şöyle anlatıyor:
“Oradan Teşvikiye’ye geçip Ziya’da yemek yemeyi kararlaştırmıştık. Saat 20.00’ye doğru, Çetin vali ve komutandan izin istedi.
Vali Orhan Erbuğ ile Sıkıyönetim Komutanı Necdet Üruğ, içerde gösterdikleri saygıyı, dışarıda kapıya kadar geçirerek sürdürdüler. Hatta Çetin’in lafı bir türlü bitmediğinden, dışarıdaki birkaç adımlık merdivene kadar eşlik ettiler.
Tam merdiven başında, artık vedalaşmak üzere eller sıkılıyordu ki, Çetin Altan işaret parmağını kaldırıp salladı: ‘Yaşar Kemal’e dikkat edin, vatan hainidir! Nobel’i alabilmek için Kürt milliyetçiliği yapıyor. Türkiye’nin başına iş açar. Devletin ne yapıp edip, Yaşar’ın Nobel’i almasına engel olması lazım...’
Orhan Erbuğ ve Necdet Üruğ, şaşkınlıkla sustular. Vedalaşma sözleri mırıldanıp içeri girdiler.
Ben donakalmış, tanık olduğum sahneden çok utanmıştım.
Nobel sevdasının, tüm kusurlarına rağmen kendimi hâlâ sevmekten alıkoyamadığım, çekiminden kopamadığım adamı; kendisine rakip gördüğü değerli bir yazarı, üstelik yersiz ve dayanaksız bir suçlamayla ihbara kadar alçaltacağını hayal bile edemezdim.”