15 Temmuz: Gecikmiş bir uyanışın kanlı bedeli
15 Temmuz 2016... Türkiye’nin yakın tarihine bir darbe girişimi değil, aynı zamanda bir yüzleşme olarak kazındı.
O gece tanklar sokaklara indi, F-16’lar Meclis’i bombaladı, silahlar bu milletin evlatlarına doğrultuldu. Ama hepsinden acısı şu oldu: Bu kalkışmayı yapanlar, yıllarca bu milletin vicdanına, inancına, yardımseverliğine dokunan; “hizmet” diyerek yola çıkmış, “cemaat” diye anılmış, gözümüzün önünde büyümüş bir yapının militanlarıydı. Ve en acı sorulardan biri hâlâ ortada: Biz bu yapının gerçek yüzünü neden zamanında göremedik? Soru da yanıtı da önemli çünkü mücadele hâlâ bitmedi. Bitmediğinin en büyük kanıtı da ara ara haberlere yansıyan operasyonlar ve bu operasyonlarda yakalananlar...
15 TEMMUZ O GECE...
* Halkın üzerine bomba yağdırmak, Meclis’i vurmak, Cumhurbaşkanı’na suikast düzenlemek...
* FETÖ’nün niyeti sadece iktidarı ele geçirmek değil, milleti sindirmek, devleti çökertmekti.
* Hesaba katmadıkları bir şey vardı: Halk.
* O gece, liderine güvenen, demokrasisine sahip çıkan, tankların altına yatan, F-16 sesleri altında direnmeye devam eden bir halk vardı. Sağcısı, solcusu, dindarı, seküleri, herkes bir ağızdan “hayır” dedi.
* Terör örgütünün darbesi bastırılmıştı ama yüzleşme yeni başlıyordu.
NEDEN GÖRDÜK AMA GÖREMEDİK?
Bu sorunun tek bir cevabı yok. Dindar kesim yıllarca hor görüldü, dışlandı. Başörtüsü yasaklandı, imam hatipler kapatıldı, dini inancı olan insanlar ötekileştirildi. FETÖ, bu mağduriyeti istismar etti. “Biz sizin için varız” dedi. Siyasetçiler, “cemaat” sayesinde bürokraside kadro bulduklarını düşündü. Medya, “hoşgörü” imajına inandı. Akademi, “modern İslam yorumu” diyerek destek verdi. Ama aslında bu yapı mağdur değil, mağduriyet üreten bir makineydi. Görünenin arkasındaki o derin hırsı, sabrı, planı; bizler ya anlamadık ya da anlamak istemedik. Bugün hâlâ “Ama iyi insanlar vardı” demek, 15 Temmuz’da şehit olanların hatırasına haksızlık olur.😶