İSTEDİĞİNİZ KADAR KANUN YAPIN UYGULANMADIKTAN SONRA ANLAMI YOK
“Kadınların başvurdukları kurum ya da kolluk kuvvetleri tarafından korunduğunu düşünmüyorum. Daha ziyade ‘yük’ gibi görülüyor, baştan savılıyoruz” cevabını veriyor Eşitlik için Kadın Platformu (EŞİK) gönüllüsü Avukat Sema Yurtbilir. Müvekkillerinin başına gelenlerden örnekler vererek, şöyle detaylandırıyor bu söylediğini.
GÖREV İHMALLERİ YOĞUN
“Eşinden şiddet görmüş, ‘Bundan bir şey çıkmaz. Ceza dosyası açılmaz’, bir başkası ise ‘Bizi boşuna uğraştırma, zaten karşı tarafta senden şikâyetçi olur, iş uzar’ denilerek evlerine gönderildi. Mağdur kadınlar, kolluğa başvurduklarında genellikle caydırılmaya çalışılıyor. Başka bir örnek vereyim. Kadın daha karakolda, polis, eşini arıyor, ‘Karın burada’ diye bilgi veriyor. Adam teşekkür ediyor, polis ise başvuruyu işleme almayıp, ‘Hadi barışın’ diyerek yolluyor. Yani bu tarafları sulh etmek midir? Polisin görevi ‘uzlaştırmak’ mıdır? O polis o kadını ne kadar büyük bir riske attığının nasıl farkında olmaz? Maalesef bu ‘uzlaştırma’ meselesi hem kollukta hem kamu kurumlarında yeni ‘trend.’ Sebebi ise aileye bir kutsallık atfedilmesi ve politikaların da bu çerçeveye oturmuş olması. Dolayısıyla Arzu hemşire cinayeti de pek çok kadın cinayeti de gayet de önlenebilirdi. Ancak cinayetleri önlemeye yönelik söylemler ve politikalar üretmiyoruz. Yanı sıra İstanbul Sözleşmesi’nden bir gecede çekilmiş olmak, nafaka/vasiyet uygulamalarının değişmesi, katillere verilen indirimlerle ‘cezasızlık’ algısının oluşması erkekleri cesaretlendirmekte, kamu ve kollukta da görev ihmallerine yol açmakta.”😐