Benim hafıza odamda
GAZETECİ olmak, sadece olup biteni yazmak değil.
Aynı zamanda unutmamaktır.
İçinde taşıdığın bir odan olur zamanla.
İsmini hiç duymadığın bir kadının cansız bedeni…
Sırf ‘yolu kesişti’ diye katledilen bir genç…
Okul çıkışı evine dönemeyen bir çocuk…
Hepsinin yüzü, sesi, hikayesi o odada birikir.
Ve her yeni acı, eski acıları da uyandırır.
Mattia Ahmet Minguzzi işte tam da bu yüzden sadece bir cinayet değil benim için.
O gülümseyen çocuk, yıllar önce başka bir parkta öldürülen başka bir çocuğun sesi gibi yankılanıyor içimde.
Bu ülkenin hafızası zayıf ama bizim hafıza odamız hiç boş kalmıyor.
Her yeni dosya oraya yeni bir yara gibi ilişiyor.
Bu yüzden ‘unutmamak’ da bir gazetecilik görevi.
Ey doping senin de sonun geldi
SPOR endüstrisi bugün öylesine büyüdü ki konuşulan paralar artık akıl sınırlarımızı zorluyor.
Bir futbolcunun yıllık maaşı bir hastanenin yıllık bütçesine eşit.
Bir transfer bedeliyle küçük bir kasabaya altyapı döşersiniz.
Ve doping sadece bir sporcunun kişisel suçu değil artık.
Hatırlayın:
2018’de ‘Ikarus’ diye bir belgesel Oscar aldı.
Bryan Fogel’ın çektiği filmde Rusya’nın Soçi Kış Olimpiyatları’ndaki doping programını anlatılıyordu.
Laboratuvar başkanı Rodchenkov canlı yayında anlattı:
“İdrar örneklerini gece yarısı değiştiriyorduk. İstihbarat servisiyle organize çalışıyorduk.”
Ve Rusya 13 altın madalya aldı.
Sonra yakalanınca birçok madalyası geri alındı.
Euronews’te okuduğum bir söyleşi çok ilginçti.
Almanya Saarland Üniversitesi’nden Wolfgang Maass anlatıyor:
“Yapay zekâ, insan gözünün yakalayamadığı kalıpları tespit eder.”
Bir sporcunun tüm metabolik profili bilgisayara yükleniyor.
Makine en ufak bir anomalide alarm veriyor.
Test sonuçlarını geçmiş biyolojik verilerle karşılaştırıp çelişkileri bulabiliyor.
Araştırmacılar diyor ki:
“Doping yapanlar da yapay zekayı öğreniyor. Onlar da savunmayı güçlendiriyor.”
Bakalım daha neler olacak?
Eskiden bu kadar sıcak olur muydu?
KİMİNLE konuşsam, “Eskiden bu kadar sıcak olur muydu?” diyor.