SAVAŞTAN KALMA KILIÇ YARASI
Özbekistan’daki bazı çok heyecanlı kardeş meslektaşlar, Anadolu Türklüğünün, büyük adamlarına “Timurlenk”, “Topal Timur” diyerek küçümsediğini söylüyor. Alakası yok. “Topal Timur” demiyoruz. Türk edebiyatında ve argosunda bir lakab Farsça telaffuz ediliyorsa, orada o zaman iltifat dahi gizlidir. Timur’un “lenkliği”, yani topallığı, çevgânzanlık (bir nevi atlarla oynanan polo gibi) yaparken attan düşmesinden değil, savaştan kalma bir kılıç yarasındandır.
Türkiye tarihinde Timur’u metheden ilk kişi Gazi Mustafa Kemal Paşamızdır. “Ona büyük Türk mareşali” demektedir. İkincisi de, herhalde, savaş tarihini kendi dalı kadar merak edip inceleyen Celal Şengör’dür. Bazen izam eder Bayezid’e giydirecek kadar methiyeyi yükseltir. Timur, “Han” unvanını dahi kullanmadı. Kendisi Cengiz soyuna yamandığı için “Damat Emir”, dolayısıyla Emir Grandük gibi unvanlarla anılır. Onun bu hatasını torunu da tekrarladığı için Hindistan’daki imparatorluğun adına hemen “Mughal” diye yapıştırırlar. Mughal o tarihte Hindistan’da ne gezer?
İZMİR’İ BU VATANA KATTI
Anadolu’nun henüz doğusunun elimizde olduğu bir devirdi, ama emirliklerin çoğu şüphesiz ki Türk beylikleriydi. Bunlar son anda Timur’un safına geçiverdiler. Aslında Bayezid’in Çubuk Cengi’ne ulaşması dâhiyane bir stratejidir; ama İstanbul muhasarasını kaldırdı ve fetih elli yıl gecikti. Kuvvetler eşit değildi. Eşit olmasa da zorlu bir savaştı. İşin aslında Çubuk Ovası’nın savaş yeri olduğu, tarihî coğrafyacıların marifetiyle değil, bu muharebeyi daha evvelki bilgilere göre okuyup düşünen Atatürk’ün saha olarak Eseboğa’yı işaret etmesiyle keşfedilmiştir. Ölümünden sonraki alan inşaatındaki buluntular bunu doğruluyor.
12 yıllık bir Fetret Devri gerçekten Osmanlı hâkimiyetini sarstı mı? Anadolu’da evet, Rumeli’de hayır. Türkler orada yerleşmişti. Bu arada, ömrü boyunca bütün savaşlarını Müslüman ve Türk devletlerle yapan Timur’un, gerçek anlamda Hıristiyan-Haçlı dünyasına karşı bir tek savaşı vardır: İzmir’in muhasarası. Ankara Savaşı’ndan hemen sonra İzmir’i, bir daha çıkmamak üzere bu kutlu vatana katan odur. Gaddar ve çok özgün bir strateji uygulamıştı. İzmir Savaşı’nda Haçlıları nasıl püskürttüğü anlatmak, bu satırları geçecek kadar hacim ister.