Şurası çok açık: 1500’ler, 1600’ler Türklerin savaşlarıyla doludur. Yavuz Selim Han’ın nasıl bir mareşal olduğunu Türk meslektaşlar yazdılar (Feridun Emecen). Alan Mikhail’in son kitabı “Tanrı’nın Gölgesi: Yavuz Sultan Selim ve Bilinmeyen Hikâyesi” de güncel bir araştırma. Kitap çıktıktan sonra Amerikalı meslektaşları arasında onu kıskananlar oldu. Amerikan tarihyazımına dair bazı reklamvari abartmaları dışında oldukça ilginç bir Yavuz portresi çizdi.
OSMANLI ORDUSUNUN BİLEŞENLERİ
Arkası Mohaç’ta gelir. Ta İkinci Viyana Muhasarası’na kadar Türk ordularının, Osmanlı Türk ordu teşkilatının oluşumu bellidir. Anadolu ve Rumeli yerli askeri; yine Batı Anadolu gençlerinden oluşan Mağribi, yani Cezayir, Tunus, Trablus’taki yeniçeriler; ve Balkanların Slav, Arnavut ve Gürcistan’dan devşirilenlerinin ilavesiyle... Osmanlı merkez ordusunun ve eyalet ordusunun bileşimi bellidir. Ordunun görevlerinin en başında gelen, çoğunluk askerin dilinin devşirmelere de öğretilmesidir. Türkçeyi bu şekilde öğrenen, ya acemi oğlanı kışlağında ya da bir müddet etraftaki köylerde yaşayarak benimseyenler, Balkanların Slav kökenli devşirme çocuklarıdır.
KOCA CERRAHIN ÖLÜMÜ
GÜNÜ gününe benden 10 yaş küçüktü; 21 Mayıs 1957 doğumluydu. Müzmin kanserine rağmen uçan kuşa hayrı dokunduğunu herkes bilirdi. Eyüp Devlet Hastanesi’nin başhekimi doktor Hasan Karaman yakın dostum olduğu için hastanenin müdavimlerindenim. Neredeyse ölümü beklemekten başka şansı olmayanlar onun neşteri altına yatıyordu. Ustaydı. Cerrahın ustası nerede çıkar, belli olmaz: İsfahan’da, Kahire’de, Helenistik devirde İskenderiye’de, Padova’da, Amerika’nın bilmem neresinde, İstanbul ve Ankara’nın büyük üniversite hastanelerinde veya Op. Dr. Bahadır Gezer gibi Eyüpsultan Devlet Hastanesi’nde.