SOSYAL HİYERARŞİ
Güç ve mevki, akla çoğunlukla politik liderleri ve zenginleri getiriyor ancak toplumun her birimini kapsıyor. CEO’lardan alt kademe amirlere, ofislerden okul sıralarına ve evliliklere kadar her yerde güç çekişmesi gözleniyor. Bu noktadaysa sosyal hiyerarşi kavramı öne çıkıyor. Galinsky’ye göre hiyerarşi, insanları organize etmenin en verimli ve etkili yolu olarak evrilmiş. İşbölümü ve koordinasyon yaratıyor, çatışmaları azaltıyor. Grup içinde yükselmek için motivasyon mekanizmaları yaratıyor.
Ancak hiyerarşinin işlemesi için güçler arasında mutlaka dengesizlik gerekiyor, “Hiyerarşi için bazıları güç sahibi olmalı, diğerlerinin de ‘yerini bilmesi’ gerekli” diyen Galinsky’ye göre hiyerarşik yapı ne kadar sarsılmaz olursa, grup içinde zayıf kalmayı seçenler o kadar artıyormuş. “Otoriter liderlerin sosyal ve ekonomik huzursuzluk zamanlarında güç kazanması da buna bağlı” diye ekliyor profesör. Yani bir bakıma, ortam huzursuz olduğunda gücünü başkasına devretmek isteyenler ve her koşulda boyun eğenler çoğalıyor.
BENMERKEZCİLİĞE YATKINLIK
Amerika’da Başkan Donald Trump’ın yeniden seçilmesini örnek gösteren makaleye göre; Trump kimileri için ‘güçlü’ kimileri içinse ‘otoriter’ bir lider. Üstelik liderlik karakteri bakımından dünyada hiç yalnız değil; King’s College London araştırmasına göreyse 2022’den beri dünyada otoriter liderlere karşı tolerans eğilimi görülüyor. Big Tech CEO’ları da büyük güçleri yöneten liderler olarak toplumda kabul görüyor.
İnsanın güçle ilişkisini incelerken mikro ölçekte olanlara daha çok dikkat gerekiyor. Pahalı arabaların kaldırıma park etmesinden çocukların gücü yettiğine zorbalık etmesine kadar her yerde olan dengesizlik, insanın güçle ilişkisinde bir bozukluk olduğunu gösteriyor. Araştırmalara göre güç sahipleri benmerkezciliğe daha yatkın. Güçleri arttıkça empati ve şefkat duyguları yetersiz kalıyor, başkalarının acılarına duyarsızlıkları artıyor.
Nörolojik araştırmalar da bulguları doğruluyor. Kanada McMaster Üniversitesi’nde yapılan bir deneyde, güçlü hissedenlerin beyinlerinde ‘motor rezonans’ kabiliyetlerinin azaldığı tespit edilmiş. Motor rezonans, kendini başkasının yerine koyma, karşısındakinin duygularını anlama ve kendiymiş gibi deneyimleme faaliyetine deniyor. İnsanları ‘sosyal canlı’ yapan en temel özellik sayılıyor...
Bu bilgileri özümserken ömrünü Meksika şamanlarıyla geçiren ünlü akademisyen ve yazar Carlos Castaneda’nın hocası Don Juan’ın çırağına verdiği öğüdü hatırlıyorum: “Güç dostun da olabilir, düşmanın da. Eğer sen güce hâkim olursan o senin dostun olur. Güç sana hâkim olursa düşmanına dönüşür.”