KOBİ’ler nefes almaya çalışıyor.
Nefes kredisi gibi uygulamalar bu yüzden önemli.
Kestelli açık söylüyor.
“Bugünkü piyasa faiz oranları işletmeleri zorluyor. Faizler düşme eğilimine girdi, biz de üretime odaklanalım.”
Yani sorun belli.
Ama çözüm de var.
Yeter ki doğru kararlar cesaretle alınsın.
Kestelli’nin altını çizdiği başka bir nokta daha var.
Tarım ve gıdada üretim kadar sürdürülebilirlik de artık öncelik.
OECD-FAO raporlarından alıntılarla bu durumu verilerle anlatıyor.
Dünya tarımının yönü belli…
Verimlilik artışı, emisyonu azaltan teknolojiler, gıda israfının önlenmesi ve ticaretin önündeki engellerin kalkması…
2034’e kadar tarım ürünlerinin tüketimi yüzde 13 artacak.
Ve gıdaların yüzde 22’si uluslararası ticaretle dolaşacak.
İşte bu yüzden Kestelli’nin verdiği mesaj önemli…
“Üretimi artırmak zorundayız ama çevresel sürdürülebilirliği ihmal etmeden.”
Merkez Bankası’nın son adımını “yeni bir dönemin ilk adımı” olarak yorumluyor Kestelli.
Ve ekliyor.
“Bu zorlu süreçten Türkiye’nin üretim gücünü minimum hasarla çıkarmanın çok kritik olduğunun altını üç yıldır çiziyoruz.”
Aslında Türkiye nelerin yapılması gerektiğini biliyor.
Potansiyelimiz de, insan kaynağımız da, deneyimimiz de bunu doğruluyor.
Fanatik olma taraftar ol
Bir sabah uyanıyorsunuz. Telefonunuzu açıyorsunuz. Sosyal medyada bir mesaj…
“Semtinin takımını tutmuyorsan gerçek taraftar değilsin”
Önce bir gülümsüyorsunuz, sonra yorumları okudukça işin ciddiyetini fark ediyorsunuz.
“Ankara’da oturuyorsan Ankaragücü’nden başkası olmaz”
“İzmirli misin? Göztepe, Karşıyaka veya Altay dışında takım tutamazsın”
Sanki futbol sevgisi coğrafi sınırlara hapsedilebilirmiş gibi… Sanki insan sevdiği takımı adres değişikliği yaptığında değiştirmek zorundaymış gibi…
Gerçekten böyle mi?
Kimi babasının elinden tutup götürdüğü ilk maçta aşık olur bir takıma… Kimi televizyonda izlediği bir oyuncuya hayran olup renklerine bağlanır. Kimi sadece formanın duruşuna kapılır.
Ben çocukken televizyon siyah beyazdı.
Ama Liverpool’un o meşhur kırmızı forması, zihnimde hep capcanlıydı.
O yıllarda ne internet vardı, ne de bugünkü kadar ulaşılabilirlik… Ama bir takımı sevmek için onun şehrinde doğmuş olmam gerekmiyordu.
Futbol kimliktir, evet. Ama o kimliği kimse size zorla giydiremez.
“Sen Manisalıysan neden Fenerbahçe’yi tutuyorsun?”
“Bursalıysan Beşiktaşlı olmak ne demek?”
“Antalyalıysan Galatasaray’ı tutman ihanettir.”
Kendi takımına duyduğun sevgiyi bir başkasına dayatmak ne zamandan beri taraftarlık oldu?
Bugün İngiltere’de doğup Barcelona’yı tutan çocuklar var.
Brezilya’da büyüyüp Juventus’a hayran olanlar da var.
O zaman biz neden hala taraftarlığı coğrafi sınırlara hapsetmeye çalışıyoruz?
Ben çocukken televizyon siyah beyazdı.
Ama Liverpool’un o meşhur kırmızı forması, zihnimde hep capcanlıydı.
O yıllarda ne internet vardı, ne de bugünkü kadar ulaşılabilirlik… Ama bir takımı sevmek için onun şehrinde doğmuş olmam gerekmiyordu.
Futbol kimliktir, evet. Ama o kimliği kimse size zorla giydiremez.
“Sen Manisalıysan neden Fenerbahçe’yi tutuyorsun?”
“Bursalıysan Beşiktaşlı olmak ne demek?”
“Antalyalıysan Galatasaray’ı tutman ihanettir.”
Kendi takımına duyduğun sevgiyi bir başkasına dayatmak ne zamandan beri taraftarlık oldu?
Bugün İngiltere’de doğup Barcelona’yı tutan çocuklar var.
Brezilya’da büyüyüp Juventus’a hayran olanlar da var.
O zaman biz neden hala taraftarlığı coğrafi sınırlara hapsetmeye çalışıyoruz?
Mutlaka altyapıyla ilgili yatırımların yapılması gerekiyor. Ama daha önemlisi toplumun bu konuda bilinçli hale gelmesi, farkındalık bilincinin artması gerekiyor.
Yoksa önümüzdeki yıllar çok daha kötü bir tabloyla karşı karşıya kalabiliriz.
Çok kez yazdık.
Şehirlerimiz artık çok kalabalık ve altyapılar yetersiz kalıyor.
Şehirlerimizi akıllı, şehirlerimizde yaşayanları da duyarlı hale getirmeliyiz.
Bütün veriler iklim krizinin devam edeceğini gösteriyor.
O zaman bize düşen geleceğe hazırlıklı olmaktan geçer.