Kentsel Çalışmalar ve Şehir Planlama
Kent planlama ve politikaları sosyal eşitlik üzerinde büyük bir etkiye sahip olabileceğinden, bu alandaki araştırmalarda; söz konusu etkilerin anlaşılmasına ve gerekli mercilere sürdürülebilir ve eşit bir kentsel gelişmeyi teşvik eden kent planlama uygulamalarıyla ilgili bilgi sunumuna odaklanılıyor.
AI ile Sürdürülebilirlik
Yapay zekâ (Artificial Intelligence - AI), sürdürülebilirliği teşvik etme potansiyeline sahip bulunduğundan, bu alandaki araştırmalarda; yapay zekanın enerji, ulaşım ve tarım gibi çeşitli sektörlerde sürdürülebilir uygulamaları teşvik etmek amacıyla nasıl kullanılabileceğini keşfetmeye odaklanılıyor.
SEDER hakkındaki, yukarıda özetlenen, aydınlatıcı bilgilerden sonra; geçtiğimiz günlerde, Dernek Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Merve Yılmaz tarafından yapılan acil çağrıya değinmek istiyorum.
Dr. Merve Yılmaz; Türkiye' de yükseköğretime erişimdeki eşitsizliklere dikkat çekerek, mevcut durumun ekonomik refah, sosyal adalet ve demokratik gelişim üzerindeki olumsuz etkilerini değerlendiriyor. Dr. Merve Yılmaz’a göre, Türkiye'de yükseköğretime erişim sorunu lise çağında başlıyor. 15-19 yaş grubundaki gençlerin yalnızca yüzde 72,5' inin okula devam ettiği belirtilirken, bu oranın OECD ortalamasının yüzde 84,1’ i olduğu kaydediliyor. Söz konusu veriler; Türkiye' de neredeyse her dört gençten birinin liseye dahi gitmediğini, üniversiteye erişim hakkının başlamadan önce bile ciddi bir eşitsizlikle karşılaştığını ortaya koyuyor. Dr. Yılmaz, sadece okula gitmenin de yeterli olmadığının; aynı zamanda okullardaki eğitim kalitesi, öğrenci destekleri, mezuniyet oranları ve üniversiteye hazırlanma imkânlarının da kritik önem taşıdığının altını çiziyor.
Üniversiteye giriş tablosunun da pek iç açıcı olmadığını belirten Dr. Merve Yılmaz; 2022-2023 döneminde yükseköğretime devam eden gençlerin oranı yüzde 46 iken, bu oranın 2023-2024 döneminde yüzde 42,7' ye gerilediğini ifade ediyor. Öte yandan 18-24 yaş aralığında "ne eğitimde ne istihdamda" olan gençlerin oranının ise yüzde 31,1 olduğunu belirten Yılmaz; bu oranın her üç gençten birinin ne çalıştığını ne de okuduğunu gösterdiğini söylüyor ve "Eğitim sisteminin bu kadar dışına itilmiş bir gençlik, hem bireysel olarak hem de toplumsal düzeyde ciddi kayıplara yol açabilir." uyarısında bulunuyor.
Dr. Merve Yılmaz, bu sorunları düzeltmek için öncelikle eğitime ayrılan bütçenin artırılması gerektiğini belirtiyor. Türkiye' nin OECD ülkeleri arasında öğrenci başına en az harcama yapan ülkelerden biri olduğunu hatırlatan Dr. Yılmaz; daha fazla yatırımın, daha eşit imkânlar ve daha güçlü destek sistemleri anlamına geleceğini söylüyor. Üniversite sayısını artırmak kadar, bu üniversiteleri nitelikli hale getirmenin de önemli olduğunu kaydeden Dr. Merve Yılmaz; araştırma kapasitesi, öğretim üyesi kalitesi ve öğrenci destek hizmetleri güçlendirilmeden gerçek bir dönüşüm sağlanamayacağını ifade ediyor. Dr. Yılmaz, son olarak, üniversiteye erişim hakkının sadece bir binaya girme hakkı olmadığını; o binada kendini geliştirebilme, sosyal destek alabilme, güvenli bir ortamda yaşayıp eğitimini tamamlayabilme hakkı bulunduğunu vurguluyor.
"Eğitimde fırsat eşitliği dediğimizde sadece sayılardan değil, nitelik ve sürdürülebilirlikten de bahsetmeliyiz” diyen Dr. Merve Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürüyor: “Türkiye’nin genç nüfusu, en büyük avantajı olabilir. Ama bu avantajı kullanabilmek için adil, kapsayıcı ve cesur politikalara ihtiyacımız var. Çünkü eğitim; sadece bireyin değil, ülkenin de geleceğidir. Eğitim alanında yaşanan sorunlara kalıcı bir çözüm bulunması şart.”