Üretken yapay zekâ artık o kadar iyi ki, insanı korkutuyor.
Her geçen gün yapay zekâyla üretilen içeriklerin ne kadar geliştiğine şahit oluyoruz. İnsanların yüzlerini, bedenlerini hatta seslerini bile kopyalayıp gerçekte var olmayan hallere büründürme becerisi şimdiden bu kadar iyiyse, 3-5 sene sonra ne kadar ilerleyeceğini kestiremiyoruz. Taze bir örnek olarak, yapay zekâ ürünü olduğu sonradan anlaşılan ve 1 milyon dinleyicisi olan müzik grubu The Velvet Sundown geçen hafta gündemdeydi. Dijital dünyada neyin gerçek, neyin sahte olduğunu hiç ayırt edemeyeceğimiz günler çok yakında. İnsanlık olarak kolektif bir illüzyonun, bilinmezliğin içine düşmemizse artık an meselesi.
Halüsinasyon bir ‘bug’ değil, bir özelliktir.
Yapay zekânın aslen var olmayan bilgileri gerçekte öyleymiş gibi sunmasına halüsinasyon diyoruz. Teknolojinin en büyük handikapı olarak görülen bu durum Will Douglas’a göre aslında bir hata değil, onun varoluş biçimi. Üretken yapay zekâ, tüm çıktılarını aynı mantıkla meydana getiriyor, yani aslında her zaman her şeyi ‘kafasından uyduruyor’. Bu onun çalışma biçimi ve uydurduğu, yarattığı anlatımlar çoğunlukla gerçekle bağdaşık olduğu için bize anlamlı geliyor. Bazense çok alakasız olabiliyor ancak bunu ayırt edecek bilinci olmadığından yarattığı her çıktıyı gerçekmiş gibi sunuyor. Will Douglas’a göre hiç halüsinasyon üretmeyen bir yapay zekânın geliştirilmesi imkânsız. Douglas’a katılıyorum zira insan aklı da bir hakikati tüm çıplaklığıyla görmekten ziyade kendi hafızasındaki verilerle yorumlayarak kendince bir ‘gerçeklik uyduruyor’.
Yapay zekâ güç bağımlısı ve gittikçe güce daha da aç hale geliyor.
Yapay zekâ modellerini eğitmek için çok fazla enerji gerekiyor. Soğutmak için harcanan suysa çevre için risk yaratmaya başladı bile. Douglas’a göre yapay zekâ kullanımının haftalık yüz milyonlarca kullanıcı seviyesine ulaşması da büyük bir güç tüketimine sebep olmaya başlamış. Tüm insanlığın yapay zekâya adapte olduğu noktada gereken enerjinin nasıl karşılanacağı ve gezegene nasıl bir yük yaratacağı konusunda kimsenin net bir fikri yok. Üstelik büyük yapay zekâ firmaları da bu konuda şeffaf olmayı tercih etmiyor.