Michelin’in beş temel kriteri varmış.
Malzeme kalitesi, teknik, yaratıcılık, lezzet tutarlılığı, şefin kişisel dokunuşu…
Bunu her masada yeniden tartıyorsunuz.
Ve en az üç kez gidiyorsunuz.
Aynı yemeği üç farklı günde, üç farklı masada, üç farklı garsonun servisiyle yiyorsunuz.
Kulağa hoş gelen bir iş gibi geliyor.
Ama kriterler çok farklı…
Renkli, hareketli bir iş olduğu kesin…
Ama öyle göründüğü gibi olmadığı da kesin…
Siz bir Michelin müfettişi olmak ister miydiniz?
Türkiye de artık bu yarışta…
Michelin geldi, Gault Millot da var; yeni mekanlar, yeni şeflerimizle gastronomi dünyasının artık içindeyiz. Ben turizmin gelişmesinde gastronominin itici bir faktör olduğunu düşünüyorum. Çünkü önünüze gelen sadece bir tabak değil; o tabağın içinde kültür de var, gelenekler de, hayata bakış da… Örneğin İspanya son yıllarda inanılmaz bir atak içinde… Fransa’nın, İtalya’nın uzun yıllardır liderliğini yaptığı gastronomi yolculuğuna yeni yorumlar getiriyorlar. Bunun hazırlıklarını çok yıllar önce başladılar. İyi okullar, üniversiteler yaptılar; orada yetişen şefler İspanya’nın her yerine yayıldılar. Ve harika yemekler yapmaya başladılar. Yeni pişirme yöntemleriyle yeni tabaklar İspanya’nın gastronomi yükselişinde önemli rol oynadılar.
Ben Türkiye için de benzer bir öykü olduğunu görüyorum.
30, 40 yıl öncesine göre çok daha iyi mekanlarımız var.
Hizmet sektöründe iyi bir mesafe kat ettik.
Michelin, Gault Millot gibi önemli organizasyonların artık içindeyiz.
O yüzden Türkiye’nin yeni bir gastronomi hikayesi yazmanın zamanıdır.
Evet, iyi yoldayız.
Ama daha iyisini yapmalıyız.
Yakın bir gelecekte su en büyük problemimiz
Bazı konuların siyaset üstü olması gerekmez mi?
Örneğin iklim değişikliği, sürdürülebilirlik, su gibi…
Çeşme’de su kesintileri başladı.
Yakında birçok yerde de başlayabilir.
Çünkü eskisi kadar yağmur yok; sıcak günlerin sayısı artıyor, nüfus dağılımı orantısız artıyor ve üstelik bu konudaki farkındalık bütün çabalara rağmen hala istenen seviyede değil.
O yüzden susuz günler gelecekti ve geldi.
Siyasetin doğal bir akışı var.
Bazen sertleşen, bazen yumuşayan bir tonu var.
Bence su gibi önemli ve geleceğimizi ilgilendiren konularda siyasiler görüş ve duruşlarını bir kenara bırakarak açıklamalar yapmalılar.
Çünkü ortada bir durum var, yapılabilecekler kısıtlı ve sınırlı ve herkesin bu konuya katkı yapmasına ihtiyaç var.
Ama’sız, keşke’siz açıklamalar; hepimizi mutlu eder.
Su yakın geleceğin en önemli problemlerinin başında geliyor.
Herkesin üzerine düşeni yapması gerekir.🤨