ZEYTİN HASADI
BU yıl, tabiatın bir neticesi ve zeytinliklerin tahribi gibi nedenlerle zeytin üreticisinin yüzü gülmüyor. Bunun başlıca nedeni tüketim miktarıdır. Türkiye’de kişi başına zeytinyağı tüketimi 700-800 gram civarında ölçülüyor. Oysa yakın zamanlarda zeytini rüyasında gören ülkelerde dahi (örneğin Almanya) kişi başına tüketim 7 kg civarındadır.
Zeytin ve zeytinyağı tüketiminde kitlelerin alım gücüne güvenmek doğru değildir ve serbest piyasa kurallarına göre zeytin ziraatını sürdürmek de mümkün değildir. Çünkü ziraatte arz-talep kanunu bildiğimiz gibi işlemez. Gerek iklim gerekse piyasa şartları bu dengeyi sürekli bozar.
Eskiden zeytin ve zeytinyağının başlıca müşterisi devletti. Ordunun, kışlaların, yatılı okulların ve öğrenci yurtlarının yemekhanelerinde kullanılan yağ; zeytinyağıydı. Bu sayede Türkiye’de zeytincilik yaşayabildi ve gelişebildi.
Şunun üzerinde duralım: Devletin hâkim bir zeytin ve zeytinyağı alıcısı olması, Türkiye bütçesi için ağır bir yük teşkil etmez. Bütçemiz açısından önemli bir miktar değildir ama Türkiye’de zeytin ziraatını ve zeytinlikleri korumaya yardımcı olur.
KURUMLAR ZEYTİNYAĞI TERCİH ETMELİ
Bu nedenle ordunun, Millî Eğitim kurumlarının, fabrika yemekhanelerinin, hatta özel sektördeki bazı kuruluşların zeytinyağını tercih etmeleri şarttır. Devlet için bu zorunlu bir hüküm olabilir; özel kurumlar için ise belli bir miktar zorunlu kılınabilir, teşvik edilebilir. O zaman işler değişir. Hiç değilse belirli bir süre için Türk zeytinciliğinin buna ihtiyacı vardır. Hâlbuki böyle bir destek gösterilmediği gibi zeytinliklerin korunmadığı da görülüyor. Gelir getirmeyen zeytin ağaçları ya tahrip ediliyor, ya inşaatlara bırakılıyor, ya da madencilik yapmak isteyenlere fazla itiraz edilmiyor.
Bu ürünü devletin kullanması bir sübvansiyon değil, destek de değildir; zaruridir. Çünkü bir milletin sağlıklı beslenmesi, sağlıklı gıda ve yağ kullanması konusunda devletin yönlendirme yapması, onun başlıca görevlerindendir.