65 YILDA NE OLDU BU HALE GELDİK
Yanıtı şu: “Hızlı nüfus artışı, yanlış su kullanımı/ politikaları, şiddetlenen iklim değişikliği, plansız kentleşme ve doğayla uyumsuz sektörlerin (örneğin yüksek su ayak izine sahip turizm, tarım ve endüstriyel faaliyetler) giderek büyüyen etkisi bu. Bugün Çeşme’deki susuzluk, geleceğe dair çok net bir uyarıdır. Mevcut eğilim devam eder, yönümüzü değiştirmezsek, önümüzdeki 20-30 yıl içinde kişi başına düşen erişilebilir su miktarı 1000 metreküp altına inebilir, ki bu da Türkiye’nin ‘su fakiri ülkeler’ arasına girebileceği anlamına gelir.”
YAZLIK BÖLGELERDE SUYA TALEP ÇOK AMA ALT YAPI YETERSİZ
Peki derin şekilde hissettiğimiz bu su stresinin ‘tek’ sorumlusu iklim krizi mi? “Hayır” diyor, Dr. İlhan, şöyle özetliyor: “Evet, yağışların azalması, sıcak dalgalarının artması ve buharlaşmanın hızlanması kaynakları olumsuz etkiliyor. Ancak bu durum yapısal, yönetsel ve sektörel yanlışlarla birleşince çok daha derin ve yönetilemez hale geliyor.”
“Kentleşme ve altyapı sorunları baş rolde. Özellikle kıyı bölgelerinde, yaz aylarında onlarca katına çıkan nüfus, zaten yetersiz olan su altyapısına aşırı yük bindiriyor. Çeşme gibi yerlerde hem içme suyu şebekeleri hem de depo sistemleri artışı karşılayamıyor. Dolayısıyla su kesintileri sadece barajlardaki su azlığından değil, aynı zamanda aşırı talep ve yetersiz altyapıdan da kaynaklanıyor.”🙄