“Turizm ve tarım sektörleri de hayli belirleyici. Oteller, havuzlar, spalarda, bahçe sulamaları ve diğer hizmet alanlarında günlük, kişi başı su kullanımı, yerel halkın 10-15 katına ulaşabiliyor. Yanı sıra Ege ve Marmara’daki tarımsal faaliyetlerde hâlâ yaygın olarak vahşi sulama teknikleri kullanılıyor. Mısır, pamuk, yonca gibi su-yoğun ürünlerin üretimi hem yüzey hem de yeraltı su kaynaklarını hızla tüketiyor.”
TEKİRDAĞ’DA SU KUYRUĞU: ‘SU FAKİRİ’ OLMAK İSTEMİYORSAK ÜLKE ÖLÇEĞİNDE REFORM ŞART
Dr. İlhan, krizin yönetimsel boyutunun da sorunu büyüttüğünü düşünüyor: “Kayıp-kaçak oranlarının yüksek olması, kaynakların verimsiz kullanılmasına neden olmakta. Türkiye ortalaması yüzde 37 civarında. Oysa bu oranı yüzde 5’e kadar indirmiş Berlin ve Kopenhag gibi şehirler var. Demek iyi bir altyapı planlaması ve yatırımla su kaybı pekâlâ önlenebilir” yorumu yapıyor.
Peki çözüm ne?
Cevabı şu:
1- Kısa vadede: “Evlerde musluğu açık tutma süresi azaltılmalı. Aynı işi daha az su harcayarak yapmak büyük etkiler yaratır. Dolayısıyla vatandaşlara planlı kesintilerle ilgili zamanlı- açık bilgilendirmeler yapılmalı, su tasarrufu ile ilgili bireysel olarak yapabilecekleri değişiklikler anlatılmalı.”
2- Orta vadede: “En büyük sorumluluk sektör ve kurumlarda. Örneğin, su kullanımının dörtte üçünden sorumlu tarım sektöründe, damla sulama gibi su verimli yöntemlerin kullanımı zorunlu kılınarak, teşviklerle desteklenebilir. Sulamaya çok ihtiyaç duymayan, kuraklığa uyumlu bitki türlerinin yetiştirilmesine öncelik verilebilir. Turistik tesislerin yeşil sertifika sahibi olması için yasal zorunluluklar getirilebilir. Belediyeler, yeşil alanların sulanması ve sokak temizliğinde; yağmur suyu, arıtılmış gri-su gibi, şebeke suyu dışında, su kaynakları kullanabilir, vatandaşa örnek olabilir. Çok önemli bir konu da suyun fiyatlandırması. Ülkemizde şebeke suyu, maliyetinin altında fiyatla veriliyor. Bu da su ve kanalizasyon idarelerinin ekonomik sürdürülebilirliğini baltalayan bir durum. Su hakkını gözeten, kademeli bir fiyatlandırma; kişi başı 50-100 litre/gün olacak ve temel ihtiyaçlara yetecek miktarda düşük, israf içeren ise çok daha yüksek ücretlendirilmeli. İklim ve su krizine uyum eylem planlarını hazırlanmalı, her alanda uygulamaya başlamalı. “
Uzun vadede: “Ülke ölçeğinde bir reform şart. On yıllardır adı geçen ancak bir türlü çıkarılamayan Su Kanunu ülke şartları göze alınarak, kimsenin su hakkı gasp edilmeden, suyun korunması ve su verimliliği odağa alınarak yenilenmeli ve hayata geçirilmeli.”