Konser değil çile!
Justin Timberlake konseri vardı İstanbul’da...
Sahnesiyle olay olacağına, konsere giriş ve çıkışıyla olay oldu o konser.
Baştan belliydi biliyor musunuz!
Çünkü ben bir göz attığımda sahipsiz bir organizasyon gördüm.
Kim yapıyor konseri? Kim satıyor biletleri? Her şey birbirine girmiş gibiydi.
Millet para vermiş, üstelik az da değil ve konsere girememiş.
Kapıda saatlerce bekleyenler mi ararsınız, konser başladıktan sonra içeriye alınan bir güruh mu ararsınız, hepsi vardı.
Uçak mı bu da sen fazla bilet satıyorsun? Ben anlamıyorum ki...
Ve konser sonrası...
İnsanlar o alandan çıkmak için dağ tepe tırmanmışlar, daracık yollarda ezilme tehlikesi yaşamışlar.
Kusura bakmayın ama ben dünyanın birçok yerinde konserlere, maçlara, böyle kalabalık etkinliklere gittim.
Dağılma dediğiniz şey nasıl biliyor musunuz?
Su gibi...
İçeriye girmekten bile daha kolay.
Saniyesinde dışarıya çıkıyorsunuz yönlendirmeler sayesinde.
Belli ki Justin Timberlake konserini yapanlar; “Bilet satalım, para kazanalım da insanlar çile mi çekmiş, isyan mı etmiş bize ne” diye düşünmüşler.
Terör yalanı mı?
Organizasyon firması muhtemelen konser skandalını unutturmak için topu İstanbul Emniyeti’ne attı ve “Terör tehdidi vardı” iddiasında bulundu.
“Tehdit yüzünden izdiham yaşandı” demek istedi yani.
Bildiğime göre böyle bir tehdit yoktu.
Firmanın dediği gibi bin polis değil yarısı kadar polis görev yaptı.
Hatta emniyet yetkilileri konser öncesi organizasyon şirketine “Alandaki turnikelerin sayısını artırın, burada izdiham olur” uyarısı da yaptı. Her şeye rağmen aranmadan konser alanına girenler, tepelerden konseri bedavaya izlemeye çalışanlar oldu. Firma ne kural tanıdı, ne başka bir şey...
Günün sonunda aklımda tek bir soru var:
“Kim bu firma ve nasıl böyle bir yalan ortaya atıyor?”
Bence araştırılması gereken konu budur.