İĞNELERLE GELEN ŞİFA
Günümüzde modern bilimle de desteklenen akupunkturun mantığı aslında oldukça basit. Vücutta belirli noktalara yerleştirilen ince ve küçük iğneler sayesinde vücudun enerji dengesi yeniden sağlanıyor ve sinir sistemi uyarılıyor. İğneler; kasları gevşetiyor, kan akışını artırıyor ve sinir sistemini düzenliyor. Mesela boyun fıtığı yaşayan biri, fizik tedaviyle sonuç alamadığında akupunkturla ciddi bir rahatlama yaşayabiliyor. Ya da migren hastaları, ayda birkaç atak geçirirken, düzenli akupunktur sonrası neredeyse ayı ağrısız tamamlayabiliyor. Bu arada iğne kelimesi gözünüzü korkutmasın. Çünkü iğneler, o kadar küçük ki, uygulama sırasında çoğu kişi neredeyse hiçbir şey hissetmiyor. Hatta çoğu seans sırasında öyle rahatlıyor ki, hastalar uykuya bile dalıyorlar. Yani korkulanın aksine oldukça sakinleştirici bir deneyim de olabiliyor...
PEKİ, BİLİM AKUPUNKTUR İÇİN NE DÜŞÜNÜYOR?
Geleneksel tıp yöntemlerinin işe yarayıp yaramadığına dair düşünceler her zaman en çok merak edilen konular arasındadır. Bu kadar etkiliyse neden herkes kullanmıyor? Çünkü bir dönem akupunktur, sadece alternatif tıbbın sınırlarında var olan bir destek tedavi olarak kabul edildi. Ancak son 20 yılda bu algı oldukça değişti. Güncel birçok araştırma akupunkturun kronik bel ağrısı, baş ağrısı ve osteoartrit gibi durumlarda etkili olduğunu kanıtladı. Üstelik uygulama sonrasında sonuçların geçici değil; etkisinin haftalar, hatta aylar sürebildiğini de gösterdi. Dünya Sağlık Örgütü de akupunkturu, belirli hastalık ve durumlarda etkili bir tamamlayıcı tedavi yöntemi olarak kabul ederek, bu kadim uygulamanın modern tıpta da yerini almasına resmiyet kazandırdı. Yani bilim dünyası da artık bu yöntemi göz ardı etmiyor. Çünkü iğnelerin şifası, klinik deneylerle de onaylanmış durumda.