Bu felaket değil cinayet
Son dönemde yangınlar hepimizin canını acıttı.
İzmir Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Mahmut Özgener, son meclis konuşmasında bu tabloya dikkat çekti ve bence çok önemli bir şey söyledi.
“Bu felaket değil, cinayet.”
Evet, öyle.
Çünkü orman yangınlarının yüzde 90’ı insan eliyle çıkıyor.
İhmalle, umursamazlıkla, cezasızlıkla…
Yani bu ateşi çoğu zaman biz yakıyoruz.
Sigara izmaritiyle, anızla, cam şişeyle, yakanın yanına kar kaldığı bir süreç bu.
Ve sonra şaşırıyoruz.
Tepki değil, tedbir zamanı.
Yangın sonrası değil, yangın öncesi konuşmalıyız.
Mahmut Özgener’in çağrısı net…
Diyor ki…
* Yangınlara neden olan davranışların cezası artırılmalı.
* Sadece para cezası yetmez; ibretlik cezalar gündeme gelmeli.
* Taksirli yangın çıkaranların ceza sınırı yükseltilmeli.
* Elektrik altyapısı baştan sona gözden geçirilmeli.
* Sorumluluğunu yerine getirmeyen şirketler açıkça denetlenmeli.
Ama bunlar sadece yasal düzenlemelerle çözülecek işler değil.
Bu bir toplumsal refleks meselesi.
Bugün ormanlara giden her yolun başına tabela koyabilirsiniz, ceza yazabilirsiniz, hatta kamera bile takabilirsiniz.
Ama sorunun çözümünü insanda aramadan olmaz.
Çünkü mesele sadece ağaç değil.
Mesele sadece yazlık değil.
Mesele sadece İzmir değil.
Bu mesele yaşamın ta kendisi.
Ve bu yangınlar sadece doğayı değil, turizmi de vuruyor, güvenliği de, ekonomiyi de olumsuz etkiliyor.
Şimdi ne yapmalı?
Mahmut Özgener, özetle şöyle diyor.
“Yangın sezonu başlamadan Ulusal Koordinasyon Planı hazırlanmalı. Her ilin acil müdahale planı olmalı. Elektrik altyapısı kontrol edilmeli. Yangın riski taşıyan bölgeler gözden geçirilmeli. Ve en önemlisi bu yangınlara alışmamalıyız.”
Başkana kesinlikle katılıyorum.
Bu durumu normal kabul edemeyiz, alışamayız.
Orman yangınlarının en azından bir bölümünü çıkmadan kontrol altına alabiliriz.