Kadim bir dost Metin Sözen’in ardından
Bir gece önce konuştuğunuz bir dostu ertesi gün ebediyete uğurlarsanız yaşadığınız şoku uzun süre üstünüzden atamazsınız. Ben iki gündür Metin Sözen’in ardından bunu yaşıyorum.
Türkiye’de birçok kenti onun sunduğu bilgiyle tanıdım. Kürsüde oturup o kentleri anlatmakla yetinmedi, hepsini yeniden yarattı. Her yapısından her insanına kadar.
Daha önce yazdıklarımı okuyorum; hepsi belleğimde diriliğini koruyor.
Turizmden söz ederken Anadolu Kentleri kitabını okuyun. Gelenekten Geleceğe Yaşam Kültürü kitabını da kitaplığınızda bulundurun.
Yıllar önce beni özel bir uçakla Bursa’ya götürmüş, Cumalıkızık Köyü’nü gezdirmişti. O köyün manzarasını, insanını unutamıyorum.
Gittiği bütün yerleri yeniden yarattı, ihmaller onun sözlüğünde yoktu.
Kurduğu Çekül Vakfı, Türkiye haritasının her yerinde varlığını gösterdi. Bırakın Anadolu’yu İstanbullu olanlara bile İstanbul’u yeniden tanıttı.
Metin Sözen’in yaşamını, yaptıklarını içeren kitabın iç sayfasında teşekkür listesi var. Kitabın adı: Yaşamı Paylaşmak - Prof. Dr. Metin Sözen, Çekül Vakfı Yayını.
Sunuş: Kendimi Hatırlamak
Çocukluktan İlk İzlenimler
Başka Kentler, Başka Okullar
İnsandan Yana Birikim
Üniversite Yılları
Kesintisiz Zaman İçinde Kapadokya
Gazeteci Dostlar, Gazetecilik Deneyimi
Kazılar
Yurt İçi Araştırma Gezileri
Yurt Dışı Araştırma Gezileri
Kongre, Konferans, Seminer ve Etkinlikler
Yeni Bir Dönem
Koruma Kurulları
Askerlik Dönemi
Dostlar, Dostluklar
Evlilik
12 Mart 1971 Rüzgârı
Baba Oluyorum
Belgesel Sinema ve Eğitim
Üniversiteler
Kurumlaşmada Eşik Noktaları
Birlikteliğin Sürekliliği
Şimdi Nerelerdeyiz?
Yaşamı Zamanın Akışında Düşünme
Dostlarımın Çizgileriyle
Ödüller
Kitaplar
Sunuş: Kendimi Hatırlamak
“Evren ömründe, çevremdeki dostlar farklı nitelikte ısrarlarda bulundular. Ne gördüğümü ne yaşadığımı yazmamı istediler. Bazıları yaşamım üzerine bir deneme, bazıları ise akıp giden zaman içinde iz bırakan olayları nasıl algıladığımı, yorumladığımı anlatacağım nehir söyleşi kıvamında bir kitap yazmamı önerdi. Fotoğraf arşivimden kalkarak açıklamalı bir albüm fikrini ortaya atanlar da oldu. Önerilere sürekli olarak bir ‘mazeret’ buldum. ‘Acaba çok gerekli mi?’ dedim. Bu kez ‘Sen anlat, biz kayda geçelim, kurgulayalım; istediğin zaman da yayıma dönüştürürüz’ dediler. Niçin çekindiğimi ise soran yoktu. Çekincem şuydu ki ne söylesem herkes kendine göre yorum yapacak, bazen de ben kendimi tanımaz olacağım. Örneklerine çok rastlamıştım. Hatırat, biyografi, söyleşi, deneme ve benzeri türde kitapları çalışma konularım gereği inceliyor, okuyordum. Ancak çoğu zaman anlatıcısıyla aynı olayı, aynı ortamı yaşadığımız halde okuduklarımdan farklı sonuçlar çıkıyordu. Belki bu bir ölçüde doğaldı ama hangi gerçeği esas alacaktık?