GİDİLECEK FİLM OLUNCA SEYİRCİ GİDER
Ne oldu da sinema salonları boş kaldı diye sordum. Yanıtı şu: “ABD, Fransa ve Uzak Doğu ülkelerinde pandemi ile kaybedilen seyirci yüzde 80 oranında geri geldi. Biz ise pandemi öncesi eski seyirciyi bir türlü yakalayamadık. Bunun tek nedeni var. ‘İçerik.’ Film yok! Gerçekten kötü filmler çekiliyor. Haliyle bu da sinema seyircisini hırpalıyor. Türkiye’de sinema hiçbir zaman yenilmez. Ancak sinema seyircisinin geri gelmesi için ‘büyük’, Türk filmlerinin de geri gelmesi şart. Mesela şimdi Yılmaz Erdoğan bir film yapsa, sonra Cem Yılmaz, Gülse Birsel, Gupse Özay ya da seyircisi güçlü, büyük oyuncular da birer film yapsa ve kaliteli, güçlü bu yapımlar, en az 3-4 hafta arayla vizyona girse... Seyirci pekâlâ gelir. Oppenheimer ve Barbie’ye temmuz sıcağında yaklaşık 3 milyon kişi gitti. Gidilecek film olunca seyirci gider. Endüstriyi kaliteli filmler kurtaracak.”
ZAMANLA SEYİRCİ PROFİLİ DE DEĞİŞMEYE BAŞLADI
HÜRRİYET yazarı, sinema eleştirmeni Uğur Vardan da günümüz ekonomik şartlarında sinemaya gitmenin; bilet, ulaşım, dışarıda yemek vs. bileşenleriyle pahalı bir eylem olduğuna vurgu yapıyor: “Hele hele bütün aile, salonun yolunu tutmak yüklü bir servete dönüşüyor. Öte yandan günümüzde bir filme ulaşmak ya da sinema zevkinizi giderme konusunda platformlar da önemli bir işlev görüyor. Ki platformlar filmlerden ziyade iyi prodüksiyonlara sahip dizilerle seyirciyi bağlıyor, ‘Salona gitmeye gerek yok’ hissiyatını yaşatıyor. Bu koşullarda izleyici hakkını çoğunlukla Marvel ya da DC Comics’in ‘süper’ kahramanlarının öykülerini anlatan ya da ana akım sineması içindeki büyük yıldızları barındıran, özellikle aksiyon türü yapıtlar için kullanıyor. Miniklere seslenen animasyonlar sektörü ayakta tutan cephelerden. Dolayısıyla seyirci sayısındaki azalmaların genel olarak asıl nedenin hem ekonomik koşullar hem de zaman içinde değişen seyirci profili olduğu kanısındayım...” yorumu yapıyor.🙄