Aslında hikâye birlikte çıktıkları yurtdışı seyahatlerinden birinde Yunan restoranlarının başarısını görünce; artık kendi kültürümüze sahip çıkarak biz de mutfağımızı böyle tanıtmalı ve tanınmalıyız düşüncesiyle başlamış.
Standartları oturtup, doğru bir menü oluşturup insanların tekrar tekrar geleceği ve dostlarına tavsiye edeceği bir restoran için Bodrum merkezde 12 ay açık olacak bir işletme planlamışlar.
Bir yıl gibi kısa bir sürede ortaya eskiden yağhane olan tarihi taş yapının yanında limon, portakal ve zeytin ağaçları arasındaki beyaz örtülü masaları, ahşap sandalyeleriyle, dengeli ışıklandırmasıyla gösterişten uzak, sade şık, bir zamanların Bodrum ruhunu yansıtan çok farklı bir mekân çıkmış.
Projenin en önemli kısmını mutfak kimliğini kurgulamak amacıyla yapılan çalışmalar oluşturmuş. Menü danışmanlığını Mehmet Akdağ yapmış. Ancak yoğun programı nedeniyle her detaya yetişemeyince “7 Mehmet Hikayeler Ürünler ve Tarifler” kitabını Akdağ ile birlikte hazırlayan Sinan Hamamsarılar da ekibe dahil olmuş.
Ve ortaya Side Karma’dan farklı; Antalya ve Ege mutfaklarını iyi anlatan bir menü çıkmış. Bazı ürünler Antalya’dan tedarik edilirken Bodrum ve çevresindeki küçük üreticilerle de bağlantı kurmuşlar.