Lüks modada alarm çanları çalıyor
Dünyanın en büyük lüks tüketim markalarının grubu LVMH ve Kering üst üste düşüş açıklamaya başladı.
LVMH’in düşüş rakamları milyar dolarları bulmuş durumda.
Kering ise amiral gemisi olan Gucci’nin düşüşlerini bir süredir durduramıyor.
Tüketici artık “Kalite ve özgünlük arıyoruz” diye bas bas bağırıyor.
Uzun süredir klasikten uzak olan ve Z kuşağının nabzını tutmak için sokağa indirgenen tasarımlar, markaların DNA’sını, mirasını ve hatta yıllara meydan okuyan logo tasarımlarını değiştirmeye başladı.
Modaevlerinin koltuğuna oturan kreatif direktörlerin de üniseks tasarımları insanlara dayatma süreci sonunda haliyle teker patladı...
Eski ruhuna geri dönme kararı alan modaevleri sezonu yeniden ele geçirmiş ve dikkat çekici yükselişler elde etmeye başlamış durumda.
Mesela Chemena Kamali ile yeniden bohem ruhuna dönen Chloe ve Michael Rider ile tekrar özgün tasarımlarına kavuşan Celine bizleri heyecanlandırıyor.
Karl Lagerfeld’den sonra toparlanamayan Chanel’in son şansı Matthieu Blazy.
Bottega Veneta için zorlayıcı bir hamle olsa da Chanel’in aranan yeni kanı için en doğru isimdi. Eskisinden daha iyi bir Chanel ile karşı karşıya kalacağımız şüphesiz.
Ama o fiyat etiketlerinin altından kalkabilecek miyiz, işte orası büyük bir soru işareti...
Bazı modaevleri vardır ki lüksü, sessiz lüksü, elitliği ve stili temsil eder. Bunları sokağa indirgeyip gençleşmeye çalıştırmak bence ilk günden beri büyük bir hataydı. Sonunda haklı çıktığıma sevindim.
Birçok sektör gibi moda dünyası da kaybettiği irtifayı geri kazanmaya çalışıyor.
Aslında formül belli: “Mirasına sahip çık, sokak zaten sana gelir.”