Her yer her yere benzeyemez
BİZDE bir alışkanlık var.
Bir yeri sevince, ona öyle bir yükleniyoruz ki; kısa sürede orayı tanınmaz hale getiriyoruz.
Alaçatı bunun en canlı örneğidir.
Zamanında burayı sanat konuşulan, iyi yemek yenilen, butik otellerde kaliteli zaman geçirilen bir yer olarak tanıttık. O kadar popüler hale geldi ki, bir anda herkesin radarına girdi. Ve tam da o noktada Alaçatı’yı kendi ellerimizle sıradanlaştırdık.
Bir zamanlar sosyal sorumluluk projelerine ev sahipliği yapan mekânlar vardı burada. Şef restoranlar açılmıştı. Ama sonra işler değişti. Kiralar uçtu, yaz başı açılan yerler yaz sonunu göremedi. Tabelalar her sene değişti. En iyi oteller birer birer el değiştirdi. Gelen, beklediğini bulamadı. Kalan, aradığı keyfi yakalayamadı.
Müzik yasağı gece 01.00’den sonra devrede ama hâlâ bangır bangır çalan mekânlar var. Zabıtayla, polisle susturulması gereken sesin olduğu yerde sorun bitmemiş demektir.
Şunu unutmamalıyız.
Alaçatı gibi markalar hepimizin sorumluluğudur.
Bunu sadece Alaçatı diye yazıyorum ama siz buraya Bodrum da deyin, Marmaris deyin, Fethiye, Ayvalık, Kuşadası deyin... Hepsinde benzer bir tablo var.