Gittiğinizde sizi uyarırlar, müzik içeridedir.
Öyle sesi sonuna kadar açamazsınız.
Bu müzik meselesi giderek kıyı bölgelerinin en büyük sorunu haline geldi.
Sevdiğiniz müzik size keyif verir ama o ses ayarlanmazsa gürültü olur.
Türkiye’de yaşadığımız müzik gürültüsüdür.
Ve bununla mücadele etmeliyiz.
Yani sorun Çeşme’nin, Bodrum’un sorunu olmaktan çoktan çıkmıştır.
İşletmeler en baştan bazı kuralları kabul etmeli, ses perde yatırımlarını yaptıktan sonra kapılarını açabilmelidir.
“Çeşme’ye, Bodrum’a gelen biraz da gürültüye katlanacak” söylemi yanlıştır.
Galiba Çeşme gibi, Bodrum gibi yerler için yeni bir manifesto yazma zamanıdır.
FAZIL SAY BİLE İSYAN ETMİŞTİ
Hatırlayın.
Fazıl Say gelip Alaçatı’nın çok popüler olan o dar sokaklarında konser vermişti.
Müthişti.
Defalarca Alaçatı’ya konser vermek için gelen Fazıl Say; yakın bir zamanda da şöyle yazmıştı.
“Mekânlar en çok desibeli yapma yarışında. Otel odanızın tüm cam ve kapılarını kapayıp kulağınıza tıkaç taksanız bile uyuyamazsınız bu gürültüde kardeşim. Bu bir kaos, ses cehennemi. 7 belki 8 mekânın gümbürtüsü her yerde tüm ilçede. 7 ayrı mekân kendi çaldıklarını sonuna kadar açarsa 30 kilometreden duyulur her biri. Burada yaşanmaz kardeşim. Orada durulamaz, sohbet edilemez, düşünülemez.”
O gün yazmıştım, şimdi de söylüyorum. Çok haklı...
Aradan zaman geçmesine rağmen durumun aynı olması kabul edilemez.