Çocukluğundan itibaren tiyatro ve müzik dışında resimle de ilgilendi, Hoca Ali Rıza’nın öğrencisi oldu. Kendi yazılarında kullandığı karikatürleri yanında yağlı boya tabloları da vardır. İlk yazıları Samiha Necdet adıyla Çocuklara Mahsus Gazete’de yayımlandı. II. Meşrutiyet’ten sonra iki arkadaşıyla birlikte El Üfürük adlı bir mizah dergisi yayımladı, Davul’da yazı ve çizgileriyle göründü, çeşitli dergilerde Necdet takma adıyla hikâyeler yazdı. Düzenli yazmaya 1931’de Akşam gazetesinde başladı. Hayatının son döneminde geçimini gazete ve dergilere yazdığı yazılarla sağlamaya çalışan Sermet Muhtar, 18 Mayıs 1952’de öldü.
Sermet Muhtar Alus’un en önemli yanı geleneksel İstanbul yaşayışını bütün zenginliğiyle ve kendine has üslubuyla anlatmasıdır. Yazılarında kendi tanıklığı yanında, aile büyüklerinden ve çevresinden dinledikleri, çeşitli kitaplardan okudukları da vardır. Sermet Muhtar, bugün de İstanbul hayatı için tarihi ve kültürel bakımdan en önemli kaynaklardan biridir.
Kitabın içindekiler:
Önsöz
Akşam’daki Yazılar
Yedigün’deki Yazılar
Yeni Sabah’taki Yazılar
Son Posta’daki Yazılar
Türk Musikisi Dergisi’ndeki Yazılar
Aydede’deki Yazılar
Tarih Hazinesi’ndeki Yazı
Yıldız Sarayı’nda Opera ve Operetçiler
Sözlükçe
Arka kapak yazısından
Sermet Muhtar Alus, geleneksel İstanbul hayatına dair en önemli kaynaklardan biridir. Metinlerinde çocukluğundan itibaren ilgilendiği müziği, eski İstanbul hayatının ayrılmaz bir parçası olarak ele almış; konaklardaki müzik toplantılarından kahvehanelere, Boğaz’daki mehtap âlemlerinden düğünlere, marşlardan şarkılara, kantoculardan dönemin meşhur sazende ve hanendelerine varıncaya kadar İstanbul’un gündelik hayatında müziği her türlü unsuruyla konu edinmiştir.
Tanburi Cemil, Kemençeci Vasil, Kanuni Şemsi Hafız Sami, Kantocu Peruz, Hanende Karakaş, Mısırlı Udi İbrahim, Şekerci Cemil, Nasib Hanım, Sinekemani Nuri, ud yapımcısı Manol gibi 19. yüzyıl sonu ile 20. yüzyıl başında İstanbul’un müzik hayatında öne çıkmış isimleri tanık olduğu veya yakın çevresinden işittiği özellikleriyle kaleme almış; yazılarına bu isimlerin kendi çizdiği karikatürlerini eklemiştir.
Yazılarda hem müzik tarihi hem de eski İstanbul yaşayışına dair daha önce başka kaynaklarda anılmayan önemli ayrıntılar yer almaktadır. Udi Nevres’in uduyla dinleyenleri ağlatırken kendisinin de ağladığını, Udi Afet’in coşunca udu ensesinde çaldığını, Hanende Nedim’in Üsküdar’dan okuduğunda Cihangir’den duyulduğunu, laternanın piyanodan üstün tutulduğunu, bazı şarkıların bestelenme hikâyelerini ve daha birçok bilgiyi onun yazılarından öğreniyoruz.
Sermet Muhtar’ın eski İstanbul’un müziğini de duyurmak istediği yazıları ilk kez bu kitapla bir arada sunuluyor.
(Pan Yayıncılık)