SEZEN AKSU’YU SEVMEK İÇİN BİR NEDEN DAHA
PAKİZE Suda’nın Hürriyet’te yazdığı yıllardı. Annesi hayattaydı; sık sık yanına gider, uzun uzun sohbet ederdik. Bazen onu alır, çok sevdiği Kordon’da balık yemeye götürürdük.
Ve inanın, her seferinde konu bir şekilde Sezen’e, Sezen Aksu’ya gelirdi. Pakize ile Sezen’in dostluğunu yakından bilen, dinleyen, hisseden biriyim.
Pakize Suda özel bir kadındı. Ailesi Girit kökenliydi; İzmir’in mübadele ailelerindendi. Opera sanatçısı bir ablası vardı, babası ise İzmirli gazeteci Orhan Suda’ydı.
Sezen Aksu gibi o da İzmir Kız Lisesi mezunuydu. 17 yaşındayken katıldığı bir yarışmada Ege Güzeli seçilmişti.
Pakize dobra, içi dışı bir insandı. Kalender duruşu sizi yanıltabilirdi; aslında çok duygusaldı.
Sezen Aksu’yu anlatmaya gerek yok; her şarkısıyla kalbimize dokunan biri. Pakize’ye göre ise Sezen, “Bu dünyaya
özel olarak gönderilmiş” bir sanatçıydı.
Ama bir de “Keskin Bıçak” hikâyesi vardı. “Keşke bu şarkıyı ben söyleseydim” der, sonra da mırıldanmaya başlardı. Defalarca şahit oldum.
Pakize’yi erken kaybettik. Onunla yaptığımız sohbetleri hâlâ özlüyorum.
Geçenlerde öğrendim ki, Sezen Aksu 2022’de hayatını kaybeden yakın dostu Pakize Suda anısına TEMA Vakfı aracılığıyla Erzurum Taşağıl’da 5 bin meşe ağacından oluşan bir hatıra ormanı kurmuş. Ve bu, onun ilk bağışı değilmiş.
Şerif Yüzbaşıoğlu, Onno Tunç, Uzay Heparı, Aysel Gürel, Adile Naşit, Meral Okay, Attila Özdemiroğlu, Oğuz Aral, Yaşar Gaga, Egemen Bostancı için hatıra ormanları kurdurmuş.
10 farklı hatıra ormanında toprakla buluşan fidan sayısı 50 bini geçmiş.
Sezen Aksu sadece büyük bir sanatçı değil, vefalı bir dost, gönlü bol bir insan.
Onu sevmek için zaten yüzlerce nedenimiz vardı.
Şimdi bir tane daha oldu.