Bunlara laf etmemek lazım
Ablasını kaybetmişti Bahar Candan. Daha yeni, öyle yıllar geçmedi! O kayıptan hemen sonra bazı videolar paylaşmıştı. En son video bayağı can acıtıcı. Şarkı eşliğinde garip garip dans ediyor Bahar.
Bakınız, eleştirmeyeceğim çünkü iyi değil bu ve böyleleri.
O yüzden bunlara ne derseniz deyin nafile olacaktır. Ama benim görmenizi, anlamanızı, özellikle gençlerin fark etmesini istediğim bir şey var. O da ‘sosyal medya zehri’!
Bir kere girdi mi o zehir kanınıza, en yakınınız dahi ölse nafile. Siz yine içinize aldığınız o zehrin kanınızda dolaşmasıyla anlamsız haraketlerinize devam ediyorsunuz. Şov peşinden koşuyorsunuz. Bunun kurtuluşu var mıdır, bilemem. Muhtemelen yoktur. Sımsıkı bir irade, şahane bir zekâ, pırıl pırıl bir gelecek hayali barındırıyorsanız içinizde belki o zaman yakalanmazsınız bu hastalığa.
Biz kime inanalım?
Prof. Dr. Şener Üşümezsoy diyor ki; “Deprem korkusu olmadan en rahat uyuyabileceğim yer İstanbul.”
Öte yandan Prof. Dr. Naci Görür diyor ki; “İstanbul artık daha tehlikeli bir hâl aldı. 7’nin üzerinde bir deprem olacağı kesin.”
İki önemli bilim insanın bu denli farklı konuşması, makaslarının bu denli ayrı olması hem şaşırtıcı hem düşündürücü.
Biz kime inanalım? Bunun bir ortak yolu yok mudur? Farklı kitapları mı okudunuz?
Siz okurken müfredat mı değişti 180 derece; ben anlamadım ki...
Gönül Üşümezsoy’cu tabii ki ama ya diğeri de haklıysa?
Bu işler böyle ‘rahat uyuyun hiçbir şey yapmayın’cılıkla da olmaz ki.
Kafam çok karışık.