İnsanların felsefesi var
YouTube programlarından birinde Danimarkalı bir kız ‘Hygge felsefesi’nden bahsetti.
Sonra ne tesadüftür ki sosyal medyada gezerken karşıma ‘mutluluk sırrı Hygge felsefesi’ başlığı çıktı. Bir instagram hesabında gördüm sanırım.
Bu felsefe aslen Danimarka kökenli ama birçok İskandinav ülkesinde kabul görmüş.
Diyorlar ki...
- Para mutluluğu garanti etmez...
- Gösteriş yapma...
- Kendini başkalarıyla sakın kıyaslama...
- Sahip olduklarına şükret...
- Küçük şeylerden mutlaka mutluluk çıkarmayı bil.
- Minnettar ol.
Hygge kafasına geçmek lazım.
Şimdi diyeceksiniz ki, “Kopenhag’da yaşarken bunları yapmak, söylemek kolay, haydi gel bir de İstanbul’da yaşa da yap bakalım...”
Yani evet, zor, haklısınız ama denemeye değmez mi?
Türkiye’den çıktı yola
Eleştiri hep olur, olsun.
İçten içe sevse de “Bu ne be kardeşim!” diyen hep çıkar.
Çıksın!
NSosyal son zamanlarda bu eleştirileri en çok üzerine çeken girişim.
Bakın bazıları muhaliflik gömleğini çıkarmak istemedikleri için, güzeli bile kötüleyeceklerdir.
Bu hep böyle olmuştur ve olmaya devam edecektir.
Olsun!
Ama NSosyal isimli platformun sonuna kadar arkasında olmak lazım.
Farkında değil misiniz, önüne geçemiyoruz ‘X’in...
Birçoğumuz “Benim hakkımda nasıl bunu yazarlar” diyoruz. Ya da “Bu yalan, bu iftira. Ben bunu nereye şikâyet edeceğim? Ben nasıl önlem alacağım?” diye düşünüyoruz.
E tamam işte.
Artık NSosyal var!
Türkiye’den dünyaya açılan bir sosyal medya platformumuz var. Global bir marka olma yolunda ilerleyecek, göreceksiniz.
Yarın öbür gün videoları da izleyeceğiz oradan, mesajlaşmaları da yapacağız oradan. Biraz sabır. Biraz destek. Biraz alkış.
Biz arkasında olursak NSosyal’in, kısa süre sonra vazgeçilmez uygulamamız olacak.
Çok eminim.
Ofis gerekliydi
Gelecek sene Spotify, Türkiye’de ofisini açacakmış.
Benim hatırladığım birkaç yıl önce zaten vardı ofisi ünlü müzik platformunun.
Ofisi ve Türkiye temsilcisi ülkedeki her duruma anlık müdahale ediyordu.
Sonra tıpkı Uber gibi gittiler Türkiye’den.
Ama çözüm kaçmak değildi. Zamanla onu da gördüler bence.
Bakmayın siz “Spotify, Türkiye’den çıkacak” söylemlerine.
Adamlar bu kadar çok para kazanıp bu kadar az ödeme yaptıkları yerden neden çıksınlar?
Bakmayın üç-beş kendini bilmez sözde “müzik insanıyım” diyen tiplerin “Spotify, Türkiye’ye zaten bir şey katmıyor” açıklamalarına.
Katmaz mı yahu!
O yüzden ben Spotify’ın bu hamlesini çok doğru ve yerinde buluyorum.
Açsınlar ofislerini, versinler hesaplarını.
Yüzlerce şarkıcının olduğu yerde, onlarca listenin olduğu bir ülkede işi iki-üç editörün eline bırakmasınlar bir zahmet.
Artırsınlar sayılarını, şeffaflık getirsinler.
Ben nereden bileyim o editöre birilerinin para verip vermediğini?🤫
Ben nasıl emin olayım bazı para babalarının o editörü satın alıp almadığından?