ORMANLARIMIZ
BİRAZ nükte olsun diye ama aslında bir gerçeği ifade etmek için söyledim: “Çanakkale’nin nüfusu fazla artmaya başladı.” Avrupa’da yaşayan her işçi ailenin Ege sahillerinde yazlık alma merakını anlamış değilim. Dünyanın hiçbir yerinde, hiçbir Avrupa ülkesinde orta sınıf mensupları bütçelerini zorlayacak bu gibi yatırımları böyle yerlere yapmaz. Boğaz’ın iki yakası arasında fark var. Eğer Boğaz Başkanlığı olmasa, Gelibolu Yarımadası’nın da ne kadar iyi korunabileceğinden şüphem var. Aynı disiplinin karşı taraf için de tartışmasız bir gereklilik olduğu, son yaşanan faciayla ortada.
Ormanlar konusunda maalesef emekliliği gelen personelin vaktinde yenilenmemesi ve gidenlerin yerine gelenlerin tecrübesiz olması, gerekli bütçenin ayrılmaması, Maliye’nin bu konuda Orman Bakanlığı’nın taleplerini yerine getirmemesi, açık bir anlayışsızlık olduğunu gösteriyor. İklimin değişiminden söz ediyorlar; değişmese ne olur? Türkiye, yeşil örtü bakımından son derece hassas bir ülkedir. Bu kritik noktada her zaman seferber olmak gerekir. Orman personelimizin sayısı artırılmalı, eğitimlerine önem verilmeli, maaşları yeniden düzenlenmelidir.
MANGAL ÂDETİ DE NEREDEN ÇIKTI
İkincisi, ormanlarda yaşayan bazı köylülerin bakım konusunda çok sıkı bir denetime tabi tutulması gerekir. Evinin dibine kadar kuruyan, çürüyen ağaçları budamıyorlar. Avrupa’da köylüsü de, banliyöde yaşayan şehirlisi de her pazar ağaçlarını budamayı adeta spor edinmiştir. Bütün ormanlarımız, yol kenarlarından bakıldığında, kurumuş çalılarla doludur; bu, yangın çıkması için birebir manzaradır. Son derece laubali bir dinlenme anlayışına sahip bir nüfusumuz var. Adam, mangal yakmadığı zaman yaşamının anlamı kalmıyor.
Oysa 50 yıl önce bu millet, kuru köftesini yer, oturur, kır gezisinden ya da pikniğinden dönerdi. Bu âdet nereden çıktı, anlaşılmıyor. Otomobil, Türk hayatına girdi gireli bir ulaşım aracı değil, âdeta bir canavar oldu. Adam, otomobilinin penceresinden izmarit atmayı vacip sayıyor. Geceleri ormanlara giriş bazı bölgelerde isabetle uygulandığı gibi yasaklanmalı, belirli mevsimlerde orman hayatımızın dışına çıkarılmalıdır. Kendi mevcudiyetimizle yetinmeyi bilmeliyiz. Belki bu konuda da alışkanlıklarımızdan vazgeçip daha duyarlı vatandaşlar olduğumuz vakit ormana dönmemiz mümkün olacaktır.