Senequier: Tuzak ve miras
Limanın kırmızı sandalyeli simgesi. Sabah kruvasan, öğlen buzlu kahve, akşam tarte tropézienne. Aynı anda hem turist tuzağı hem kültür mirası. Havası fazla, hesabı hızlı ama orada oturup güneşi izlemek hâlâ efsanevi.
“St. Tropez’de biz de vardık” fotoğrafı için ideal. Bazen klasiğin cazibesi başka.
L’Opera: Gösterişli bir şov
Yemek değil, bir şov. Dansçılar masaların arasında, ışıklar, performanslar, müzik…
Menüde foie gras, ıstakoz ravioli ve frambuazlı pavlova. Her şey gösterişli. Ama biz bu kez ‘ışıklı şampanya tuzağı’na düşmedik, yan masaya gelen yanar dönerli 4.000 euro’luk şampanyayı alkışlayıp rosé’mizle yetindik. Seyirciyiz ama cüzdanı kaptırmadık.
Gastronomide final yok
Yedi durak, yedi ruh hali. Kimi klas, kimi kitsch. Kimi dans ettiriyor, kimi düşündürüyor. Ama hepsi St. Tropez’ye özgü o ‘şımarık ama rafine’ dili konuşuyor. Ben hem doydum hem daha çok acıktım. Çünkü gastronomi işinde final yok. Sadece sıradaki masa var…