Birkaç yıl sonra ise hemen karşısında bu kez hayallerini daha çok gerçekleştireceğini düşündüğü, menünün mevsimlere göre şekilleneceği, imza yemekler tasarlayacağı, yaratım süreçlerinin başında olacağı Tola’yı açmış.
Menü kartının önsözünde Şef Atakan Özen, Tola’nın “Boş olmayan dolu keyif ve neşe” anlamlarına geldiğini; kurdukları hayalin tam da karşılığında doğanın bizlere sunduğu mevsiminde ve katkısız ürünlerle pişirilen yemeklerin huzurlu bir ortamda sunulduğu gastronomik bir durak olduğunu söylüyor. Ayrıca yerel kadın kooperatifleriyle çalışıyor, bahçeden, tarladan doğrudan ürün de alıyorlarmış.
Yemeğimiz şefin hoş geldin ikramı Bursa Tabağıyla başladı.
Zeytinyağlı kalp ve çanak, sorbe ve emülsiyon gibi enginarın farklı halleri; levrek crudo, sakız kabağın yine farklı yorumlarının eşlik ettiği kalamarla devam etti. Ardından gelen Antep fıstığı soslu dana bonfile ile kuzu karski son dönemde yediğim en iyi etlerdi.
Tola Sanskritçe’de de tartı ve ağırlık anlamına da geliyormuş.
Tola, bu anlamının da içini dolduran, yemekleriyle, duruşuyla bir ağırlığı olan ve Bursa’da büyük bir eksikliği dolduran gastronomik bir durak...