Japonya’ya uzanan bir Anadolu ekşi maya yolculuğu
Burcu ve Aziz Fırat çiftinin Japonya’nın Kamakura şehrindeki mütevazı fırını bir kültür hikâyesi yazıyor. Anadolu’nun kadim geleneği Japonya’nın ustalığa saygı kültürüyle birleşmiş, ekşi mayalı Trabzon ekmeği Japonya’da sosyal bir bağ aracına dönüşmüş.
Dükkânlarının önündeki upuzun kuyrukla birlikte çekilmiş fotoğraflarını görünce dikkatimi çekti Burcu ve Aziz Fırat. Fotoğraf Japonya menşeli bir haber kaynağında, fırınlarıysa Kamakura’daydı. Fotoğrafın altındaki yazıda Pide Bakery’yle ilgili övgü dolu anlatımlar vardı. Gurur duymamak mümkün değil. İlk olarak şunu hissettim: Demek ki gastronomi dünyasında illaki büyük restoran yatırımlarıyla değil, küçük bir kasabada açılan mütevazı bir fırınla da kültür hikâyesi yazılabiliyor... Burcu’nun Japonya’nın Kamakura kentinde başlattığı ekşi maya yolculuğu, 1,5 yıl gibi çok kısa bir sürede bir fırıncılıktan çok daha fazlasına dönüşmüş durumda.
Aslında hikâye çocukluk günlerinde babasının yaptığı sıcacık pidelerle, ekmeklerle başlıyor. Trabzonlu bir babayla Ordulu bir annenin Hollanda’da doğup büyümüş kızı olan Burcu, babasının ikinci mesleği fırıncılıktan farkında olmadan etkileniyor. Ve zaman içinde ekşi maya ekmeği, onun için mutfakta pişen bir hamurdan öte, genetik bir belleğin yeni coğrafyalara taşınmış hali oluveriyor. “Babamın pidelerini unutamam. Annem de eve sürekli o pideden isterdi” diyerek fırının isminin nereden geldiğini de anlatıyor.
Önce komşuluk.
Hollanda’da başlayan hayat hikâyesi, evlendikten sonra Norveç’e taşınması ve iyi bir fırında çalışmasıyla devam ediyor. Eşiyle birlikte Japonya’ya taşınma kararını verdiklerinde Tokyo’nun bir saat dışındaki Kamakura’yı yaşam alanı olarak seçiyorlar. Japonya’nın bu sahil kasabası, geleneksel çay evleri ve Budist tapınaklarıyla tanınırken Batılı ekmek kültürüne pek de aşina değil. Aslında Japon mutfak kültüründe ekmek de daha çok pofuduk, sütlü ve tereyağlı formuyla varlık gösterir. Yani Batılının bayıldığı ekşi mayalı ekmeğin buralarda pek bir karşılığı yoktur.
Başlangıçta Burcu’nun yaptığı şey çok basittir; evde pişirdiği ekmekleri komşularına dağıtmak: “Japon bir fırıncı arkadaşım kendi mayasını verdi. Ama sonra dedim ki;
kendi mayamı da kendim sıfırdan üretmeye başlamalıyım. Niye yapmayayım, köklerimde bu var.” Japon komşular dağıttığı ekmeklere hediyelerle karşılık verirler; turşular, çiçekler, ev yapımı atıştırmalıklar. Bu, yalnızca bir gıda alışverişi değil, kültürler arasında kurulan bir dostluk köprüsü oluverir. Ekşi mayanın paylaşılan kokusu, bir yabancının mahallede kabul görmesinin de anahtarı olur. Burcu hasretini duyduğu komşulukla sarmalanıverir. Ekşi mayalı Trabzon ekmeği de Japonya’da sosyal bir bağ aracına dönüşür.