ORTALIĞI KARIŞTIRAN KİTAP
Okulumuzda, ortanın solu liberal Türkiye politikasının ve üniversite tarihinin en ilginç, en mütevazı ama en bilge adamlarından profesör Tahsin Bekir Balta’nın telkiniyle Mete’nin bu konuyu tez olarak seçtiği söylendi. Bir müddet sonra Türkiye’de Sol Akımlar çıktı. Ortalık karıştı. Söylenmedik şeyler söyleniyordu. Acaba kronolojik bakımdan birbirini tutarlı şekilde izleyen bir kitap mıydı? Öbürlerine göre evet; imkânlara göre ise hayır. Devletin arşivleri, arşivlerin içindeki arşivler (!) herkese kapalıydı. Dahiliye Vekâleti’nin arşivinin ne halde olduğunu bir müddet sonra hepimiz gördük. Mete Tunçay zor bir iş yapıyordu.
1967 yılının bahar aylarında profesör Yavuz Abadan hastalandı. Kısa süre sonra vefat etti. Dersler genç doçent Mete Tunçay’a kaldı. Siyasi fikirleri ilginç bir biçimde anlatmaya başladı. 1967’de Marksizm’e hevesli gençlere, Marksizm’in diyalektiğinin önemli ama değerli olmadığını söyleyebiliyordu. Birçok insanın “Marksist”, “komünist” gibi sıfatları kolayca yapıştırdığı bir dönemde Karl Popper’in hayranı bir talebesi olduğu çok açıktı. Siyasi tarihte derinleşmesi başlamıştı. Sol hareketleri öğrenmek için Arap harflerini sökmüş, eski matbuatı ve evrakı okuyordu. Derken tek parti devrini ele aldı. Tek partiye (CHP) dair değerlendirmeleriyle Marksist soldaki bir grubun eleştirisini çekti; öte yandan Türkiye’deki İslamcı-muhafazakâr çevre içinde takdir edenlerin ve selam verenlerin sayısı arttı. Fakat onun her iki tarafla da münasebetini sadece “münaferet” ya da “muhabbet” kelimeleriyle açıklamak güçtü. Mete Tunçay, Mete Tunçay’dı.