Kaminski’ye göre aslında hepimiz doğuştan otrovertiz. Zira çocuklar doğduklarında sosyal yapının farkında değiller, sadece ebeveynleri/ bakım verenleri ile bağ içindeler. Fakat zamanla, 4-5 yaş civarı, kültürel koşullanmaya maruz kalıyor, grup aidiyeti ve yerel kültürle tanışıyor, çevresinin sosyal beklentisine göre şekillenip, çeşitli grup kimliklerine giriyorlar. İşte otrovertler bu bağlanma sürecine direnç gösteriyor.
Prof. Dr. Gezgin’inse “otrovert” kişilik tanımına hem itirazı hem de yeni bir isim önerisi var:
HİYERARŞİ HEP VARDI
“Eşitlikçi görüşlerin tersine hiyerarşi, insanlığın adeta genlerine işlemiştir. Tarım toplumundan önce; avcı-toplayıcı dönemlerde bile bazı kişilere ait mezarların daha fazla süslendiği, öbür dünya inancına bağlı eşlikçi hediyelerle gömüldüğünü görürüz. Bu bize sosyal tabakalaşmanın o dönemlerde bile var olduğunu söylüyor. Yine tarihte yaygın halkçı görüş, tarihi, kitlelerin yaptığı biçimindedir. Hep şöyle denir: ‘Halkın desteğini alamayan bir hareket hiçbir zaman başarıya ulaşamaz.’ Bu, tam olarak doğru değildir. Kitleleri peşinden sürükleyecek önder kadrolar olmasa, halk yerinden kıpırdamaz; çünkü değişime yönelik inancı da özgüveni de olağan durumlarda düşük olacaktır. Burada aslolan, halkın desteğini almak değil, halkı sürüklemektir. Beynimiz de biriyle ilk tanışmada, otomatik bir hiyerarşi analizi yapar. Bu kişi bizden üstünse, beyin tehdit- savunma moduna geçer, üstün değilse rahatlar ve parasempatik sinir sistemi devreye girer.”