‘MUTLU OL’ ÇAĞRILARINA SİZİN CEVABINIZ NEDİR
SOSYAL medyadan kitap raflarına, reklamlardan motivasyon konuşmalarına kadar her yerde “mutlu ol” çağrısı var. Sanki hayatın tek ölçüsü buymuş gibi...
Hürriyet Ege’deki röportajında Gözde Yener Birman, yazar Ahmet Ümit’e soruyor: “Mutluluk kavramı çok parlatılıyor, sizce bu kadar yüceltilmeli mi?”
Ümit’in cevabı net...
“Mutluluğu hayatın amacı haline getirmek, mutsuzluğu garanti etmektir. Mutsuzluk da gerekir ki, mutluluğun değeri bilinsin. Çok mutluluğa odaklandığınızda, onu kaybedersiniz. O yüzden hayatı biraz akışına bırakmak gerekir. Doğru insan olmak daha anlamlı geliyor bana.”
Hep mutlu olma baskısı, hayatın doğal iniş çıkışlarını reddetmemize yol açıyor.
Belki de asıl mesele, mutluluğu sürekli kovalamak değil, yaşamın akışı içinde onu fark edebilmek. Bazen bir kahve molasında, bazen bir dost sohbetinde, bazen de sadece doğru insan olmanın huzurunda...
Çünkü mutluluk, üzerine ne kadar çok eğilirsek o kadar uzaklaşan bir kuş gibi; ama hayatı akışına bıraktığımızda, hiç beklemediğimiz anda gelip omzumuza konabiliyor.
Bana da doğru insan olmak daha anlamlı geliyor.