Biraz nostalji…
Cumhuriyet döneminin ilk ulusal bankası olan Türkiye İş Bankası, Atatürk'ün direktifleriyle; İzmir Birinci İktisat Kongresi'nde alınan kararlar doğrultusunda, 26 Ağustos 1924 tarihinde kuruldu.
Banka, ilk Genel Müdürü Celal Bayar' ın liderliğinde, iki şube ve 37 personel ile hizmete başladı. Nominal sermayesi 1 milyon TL idi. Bu sermayenin fiilen ödenen 250 bin TL' lık bölümü ise, bizzat Atatürk tarafından karşılanmıştı.
Banka’ nın inşasının temel harcı niteliğinde olan 250 bin lirayı Atatürk koymuştu ama, mütevazı bir bankanın kurulması için bile bu para yeterli değildi. Para bulmak için neler yapıldığını Celal Bayar şöyle anlatıyor:
"Sermaye bir milyondu. 250 bin lira hazırdı. O nispeten fazla para, dışardan on para yok. Müessis (kurucu) hissesi, bir hisse 1000 lira olarak belirlenmişti. Müessisler (Kurucu üyeler) bulacağız ve meclis-i idareyi (İdare Meclisi / Yönetim Kurulu) kuracağız. Hiç kimse yanaşmıyor. Diyorlar ki; 'Ne kadar böyle bir işe girdiysek, hiçbirinin neticesi çıkmadı; bu da onların devamı'... Ecnebi bankalar nezdinde, Banque d'Athens var, İtalyanlar’ ın bankaları var, Fransızlar’ ın bankaları var. Onlar bizim Türkler’ e, hatır için, Kızılay'a 1000 lira teberruda bulunur gibi müessis hisselerini verdiler. Ben de şahsımı kullanarak, hatta Atatürk' ün nüfuzunu kullanarak 1000' er lirayı böyle topladım." (İş Dergisi, Sayı 240, Ekim 1986, s. 4).
9 Eylül 1924 günü, İstasyon Caddesi üzerindeki ilk binasında düzenlenen bir törenle, Türkiye İş Bankası’ nın açılışı gerçekleştirildi. Açılış törenine devlet erkânı, hükümet üyeleri, mebuslar (millet vekilleri), kordiplomatik ve Ankara eşrafı ile tüccarı davetliydi. Davetli sayısı 150' yi bulduğundan, bu kadar kişiyi alacak salon bulunamamış; davetliler, gruplar halinde ağırlanmıştı. Törende limonata ve pasta dağıtılmış, bu açılış için toplam 120 lira masraf yapılmıştı.
Türkiye' de tüm bankacılık işlemlerini gerçekleştirmek, sınai gelişmeyi başlatmak, ulusal tasarrufları harekete geçirmek, temel ekonomik atılımları finanse etmek ve kredi ihtiyaçlarını karşılamak; yeni kurulan bir ülke için yaşamsal önemde etkinliklerdi.
Birinci Dünya Savaşı sonrasında dünyada pek çok alanda olduğu gibi finansal sektörde de hızlı gelişmeler kaydedilmiş; yeni teknolojiler, kriterler ve metotlar oluşturulmuştu. Ülkemiz bu yenilik ve gelişmelerden tümüyle yoksun olduğu gibi, bu alanda çalışacak yetişmiş eleman da yoktu. İşte Türkiye İş Bankası, dönemin bu zor ekonomik koşulları altında başladı çalışmalarına. Ve Banka; kurulduğu günden itibaren, amaçlarını gözden kaçırmadan sürekli güçlenerek büyüyen ender kurumlardan biri oldu Ülkemiz’ in.
Türkiye İş Bankası benim için çok derin bir anlam taşıyor. Çünkü ben iş hayatıma, Banka’ nın iştiraklerinden olan Türkiye Şişe ve Cam Fabrikaları A.Ş.’ nin (ŞİŞECAM) yeni kurulmakta olan bir yan kurulunda çalışarak başladım. Hem genel müdür asistanıydım hem de yönetim kurulu sekreteri. Yönetim Kurulumuz’ un tüm üyeleri Türkiye İş Bankası mensubuydu. Onlarla kurduğum iletişim, beni de ta o zaman İş Bankalı yapmıştı…