Albay Reşat’ın İntiharı27 Ağustos 1922 Pazar sabahı…
Sarışın Kurt, endişelendiren bir durum vardır.
57’nci Tümen, hedefini henüz ele geçirememişti.
Taarruzun en kritik anlarından biriydi.
Başkomutan, Koca Tepe’den Tümen Komutanı Albay Reşat’a telefon eder.
Mustafa Kemal’den dinleyelim:
“Telefonla sordum: ‘Niçin hedefinize ulaşamadınız?’. Cevap olarak dedi ki, ‘yarım saat sonra bu hedeflere ulaşacağız.’ Fakat yazık ki, yarım saatte bu hedefler ele geçirilememişti.
Tekrar sorduğum zaman, telefonda Reşat Bey’in son bir veda mektubunu okudular, orada diyordu ki:
‘Yarım saat içinde size o mevzileri almak için söz verdiğim halde, sözümü yapamamış olduğumdan dolayı yaşayamam…”
Albay Reşat, tabancasıyla şakağına sıktığı tek kurşunla yaşamına son verir.
Tümeni, hedefi olan Çiğiltepe’yi saat 17.30 sularında ele geçirir.
Evet…
Bir vatanımız varsa eğer…
Görevini zamanında yerine getiremediği için, onuruna yediremeyip yaşamına son veren kahramanlar sayesindedir.
Vatandan başka, sevgili bilmeyen kahramanların sayesinde…
Trikopis’in Esir Alınması
2 Eylül 1922 günü, yeni Başkomutanlığa atanan Yunan Generali Trikopis esir alınır.
3 Eylül’de Mustafa Kemal’in huzuruna getirilir.
Mustafa Kemal, Trikopis’in elini sıkar:
“Üzülmeyin general… Askerlikte yenilmek de vardır. Napolyon da savaş kaybetmiş, tutsak olmuştu… Artık konuğumuzsunuz…”Trikopis anılarında, “Bu büyük Komutana karşı, içimde bir hayranlık duymaya başladım…” diyecektir.
Latife Hanım’la Tanışma
10 Eylül 1922’de İzmir’de, Başkomutan’ı karşılayanlar arasında genç bir kadın vardır.
Latife Hanım…
Boynunda, Mustafa Kemal’in resmi…
Bu karşılaşma, 2 yıl 6 ay 4 gün sürecek fırtınalı denizde bir yolculuğun habercisiydi…