Paparazzi flaşı
Bu yaz Bodrum’da bir davette yaşadığımız bir anıyı anlatacağım.
Uzun bir masa...
Yetenekli bir şefin hazırladığı lezzetler, tatlı insanlar, özenli bir sofra...
Işıl ışıl bir yaz akşamı...
Derken karşımıza bir oyuncu hanımefendi geldi.
Oturma düzenini organize edenler Hollywood’da yaşadığımız için sinema sektöründen sohbetler eder, festivallerden, filmlerden konuşuruz diye düşünmüş, o nedenle oyuncu hanımefendiyi karşımıza oturtmuşlar.
Güzel de düşünmüşler.
Ama hanımefendi oturur oturmaz 20 dakika boyunca paparazzilerin kendisini çektiğini anlattı.
Defalarca...
“Nereden biliyorlar, nasıl görmüşler?”
Cevabını bildiği sorular aslında.
Etrafındakilere mesaj: “Ben çok önemliyim, paparazziler peşimde...”
Sonra yemekler geldi.
Ama yemeyecekmiş, tokmuş. “Onu yemem, bunu ağzıma sürmem, sabah yediklerimin bedelini ödemeliyim, kilo alırım.”
Yemek davetindeyiz. Herkes şefin dokunuşlarını tadarken o karşımızda hiçbir şeye elini sürmedi. Sonra veda bile etmeden masadan kalkıp gitti.
Hiçbir işini izlemedim.
Oyunculuğunu bilmem.
“Ben önemliyim” tavırlarına ve sözlerine katlandığımız 1 saat yaşadık... Galiba paparazzi flaşını yıldız ışığı filan zannetti.
Biz ne dünya yıldızlarıyla aynı masada sohbetler ettik, hiçbirinde böyle bir tavırla karşılaşmadık.