DİSTOPYA GERÇEK Mİ OLUYOR?
Bütün bu hırsızlık olayları son dönem çağdaş Rus edebiyatının önde gelen isimlerinden Vladimir Sorokin’in bir tür distopya olarak kaleme aldığı Manaraga romanını hatırlattı bana. Sorokin’in klasik eserleri kütüphanelerden çalararak odun olarak kullanan bir çetenin hikayesini anlattığı 2007 tarihli romanı bu yıl mayıs ayında Can Yayınları tarafından Türkçeye çevrilerek yayımlandı.
Bu alegorik romanda olaylar kitap basımının artık yapılmadığı, para dışında kâğıt materyalin kullanılmadığı 2037 yılında geçiyor. Müzelerde korunan az sayıda kitap dışında hiç kitabın basılmadığı bu dönemde yeni bir moda ortaya çıkıyor: Book’n’ grill. Zenginlerin, çok para kazanan mafyanın ve elitistlerin merak sardığı bu modada, kitapların nadir, eski ve ilk baskıları kömür olarak kullanılarak üzerinde gurme yemekler pişiriliyor. Kitabın Rus asıllı baş karakteri Geza da bu tehlikeli ve prestijli mesleğin önde gelen ustalarından. Hangi klasiklerin ve baskıların hangi yemekle uyumlu olduğunu, hangilerinin en iyi lezzeti verdiğini bilen seçkin bir book’n’ grill ustası. Dünyanın yazılı kültürünü yok olma tehlikesiyle karşı karşıya bırakan bu modanın da kendine göre riskleri ve katı kuralları var. Yasalarla korunan kitapları yakmanın cezası büyük, ancak o oranda kazancı da yüksek. İşin en önemli yanı da o ilk baskıların nerede bulunduğunu tespit edip çalmak.