GİZLİ YÜRÜTÜLEN HAZIRLIK
Yunan ordusu beş kademeli bir savunma hattı kurmuştu. Batı Anadolu’nun müdafaası kesindi ve bunun ileride tutulacağına inanılıyordu. Ayvalık merkez olmak üzere Yunan Millî Bankası bir şube açmıştı ve Yunan ordusu artık drahmi ile savaşacaktı. Bir İyonya Cumhuriyeti kurulmuştu ve resmen askere alımlar yapılıyordu. Geçen zamanla açılan arşivler ve gerçeği yazan tarihçiler iki tarafta da ortaya çıkıyor. Anadolu ordusunun komutanları çok fazla hayalperestti. İlk anda bütün Küçük Asya’daki Helenizmin kendilerini şevkle beklediği kanısındaydılar. Oysa bunların da Anadolu’daki köylüler gibi toprakla, çalışmakla ve geçimle dertleri vardı. Gerçek karşısında kurmaylar, Helenizme faydası olmayan zararlı unsurlardan (!) bahsetmeye başladılar. Hatta bazı yerlerde Helen nüfusu kurşuna dizdikleri görüldü.
26-27 Ağustos son derece gizlice yürütülen ve tamamlanan bir hazırlığın ürünüdür. 30 Ağustos Zaferi’nin ilk 48 saatinin planı çizilmişti. Ege mıntıkasının merkezi olan İzmir’e ulaşmak ise öngörülenden iki gün önce gerçekleşti. Nihayet Türkiye, 1911’de Trablusgarp ve 1912-13 Balkan facialarının da dahil olduğu 11 yıl süren uzun savaşı sona erdiriyordu. Eylül ayında Mudanya’da mütareke imzalandı.
Lozan’da Britanya delegasyon reisi Lord Curzon’un gerçeği kavramayan taleplerine destek olarak Mondros’tan bahsetmesine karşılık İsmet Paşa, “Ben buraya Mudanya’dan geldim” diye cevap verecektir. Komutanların ilk anda bir kısmı daha muhafazakâr bir harekât planı takip edilmesini istediler. Galiba Mustafa Kemal Paşa’dan başka doğrudan denizi hedefleyen yoktu.
1071 Malazgirt Zaferi, Anadolu’nun kapılarını açmıştır. Açılan kapılardan girdiğimiz yurdu bir daha teslim etmemek üzere bu savaşı 30 Ağustos’ta tamamladık. 26-27 Ağustos’ta ele geçirilmesi gereken hedeflerin çok ince hesabı yapılmıştır. Her dakika çok önemlidir. Hedefleri anında tamamlayamayan savaşçılar arasında Miralay Reşat (Çiğiltepe) gibi intihar edenler çıkmıştır. Bu gerçek bir “yıldırım savaşı”ydı. Bu tabiri İkinci Dünya Savaşı’nda Alman orduları kendileri için kullandılar ama bizim savaşımıza benzetmeyelim; çünkü karşılarındaki Sovyet Kızıl Ordusu silahsız, düzensiz ve gafil avlanmıştı. 26-27 Ağustos’ta akıbeti çizilen Yunan ordusu ise müttefiklerin son desteğiyle bölgeyi adamakıllı teçhiz etmişti. Konvansiyonel silah bakımından makineli tüfek ve top açısından bizim tarafla mukayese edilmeyecek kadar donanımlıydılar. Bu savaşı topçularımız, piyademiz ve süvarilerimiz kazanmıştır.