Müzikte yaratıcılık kimin hakkı
Müzik tarihinin en tartışmalı dönemlerinden birindeyiz. Bir yanda bağımsız sanatçılar, diğer yanda yapay zekâ destekli müzik üretim platformları...
Haziran 2025’te Anthony Justice ve 5th Wheel Records, Suno AI’a karşı telif hakkı davası açtığında hepimiz şunu anladık: Bu mesele sadece birkaç şarkı ya da algoritma meselesi değil. Bu, müziğin özüne dair bir kavga.
Davacıların iddiası açık: Justice’ın Last of the Cowboys gibi şarkıları izinsiz olarak Suno’nun sistemlerinde eğitim verisi olarak kullanıldı. Yani insanın kalbiyle, yaşanmışlığıyla yazdığı şarkılar, makinenin “öğrenmesi” için hammadde yapıldı. Ve bu, etik bir tartışmadan çok daha fazlası; telif hakkının kalbine dokunan bir mesele.
Suno ise kendini üç temel savunmayla koruyor: Ortaya çıkan hiçbir şarkı, doğrudan bir sample değil; eğitim süreci “öğrenme” olduğu için hukuken koruma altına alınmalı. Asıl sorun çıktının benzerliği değil, eğitim verisinin telif kapsamına girip girmediği.
Peki, bu savunmalar yeterli mi?
Hukukçulara göre bu dava, telif ile yapay zekâ arasındaki sınırları belirleyecek. Eğer Suno’nun “adil kullanım” savunması mahkeme tarafından kabul edilirse, Amazon’dan Google’a tüm devler için emsal olacak. Ancak mesele sadece hukuk değil. İşin içinde sanatçıların emeği, yaratıcılığı ve gelirleri var.
Abba’dan Björn Ulvaeus, AI müzik teknolojilerinin müzisyenlerin gelirini yüzde 24 azaltabileceğini söylüyor.
İngiltere merkezli Ivors Academy ise Suno’nun “ReMi” adlı söz üreticisinin mevcut şarkı sözlerini birebir kopyaladığını öne sürüyor.
Bu noktada asıl soruyu sormalıyız:
Dinleyici, gerçekten “AI bestelenmiş” bir şarkıyı, kendi duygularıyla bağ kurduğu bir insanın şarkısının yanına koyabilir mi?
Nick Cave’in dediği gibi, yapay zekâ şarkı yazabilir ama acıyı, kaybı, aşkı “yaşayamaz.”
Dinleyici ise aslında tam da bunları duymak istiyor.
Bugün mahkeme salonlarında tartışılan konu, yarın Spotify listelerinde, YouTube yorumlarında, konser salonlarında karşımıza çıkacak biliyorum. Çünkü mesele sadece telif değil: Sanatın ruhu ile algoritmanın soğuk zekâsı arasındaki çizgi.
Belki birkaç yıl sonra “AI bestelenmiş” şarkılar için özel listeler olacak, hatta bu eserler farklı kategorilerde ödül alacak. Ama bugün, bu davanın sonucu bir yön tayin edecek: Müziğin geleceği makineye mi, yoksa hâlâ insana mı ait olacak?
Benim içimden geçen şu: Teknoloji gelişsin, hepimiz kullanalım, üretelim. Ama bir sanatçının ruhunu, emeğini, hafızasını kopyalamak... İşte orada durmak gerekiyor.
∆ Melike Şahin ve müzisyen Zafer Tunç Resuloğlu’nun yeni projesi Hanao iş birliğinde dinleyicilerle buluşuyor. “Gelsen Ölür Müsün?” bu akşam yayında olacak. Sözleri Melike Şahin’e ait olan parçanın besteci koltuğunu Şahin ve Zafer Tunç Resuloğlu paylaşıyor. Yine güncellenmiş bir Yeşilçam havası bizimle ve inanılmaz keyifli bir parçaya imza atmışlar.
∆ Baran Mengüç ve Selin Geçit “Sana” için bir araya geldi. Söz ve müziği Baran Mengüç ile Selin Geçit’e ait. Prodüktör koltuğunda ise Furkan Karakılıç oturuyor. Şarkı iki başarılı ve yolun başındaki sanatçının güçlü bir birlikteliği ve inanılmaz keyifli. Yakından takip edilmesi gereken iki isim yine şaşırtmıyor.
∆ Ceylan Ertem, Candan Erçetin’le özdeşleşen “Nar Çiçeği”nin yeniden yorumladı. Mete Özgencil’in sözleri ve Balkan müziği eşliğinde Ertem’i bir de böyle dinleyin.
∆ Glasxs yeni EP’si “Sarışın”ı yayınladı. “farkımda değilsin (hehe)”, “öptüm, öldüm, bye bye xx” gibi şarkıların parladığı EP’de punk ama narin tavır dikkat çekiyor. Serkan Çinioğlu prodüktörlüğünde sözleri Orçun Can’a emanet EP sanatçının kariyerinde farklı bir önem taşıyor.
∆ Görkem Baharoğlu “Sen” isimli yeni şarkısını bu akşam paylaşmaya hazırlanıyor. Funk etkisinde olan şarkının sözlerde Elif Ece ER’in katkısı bulunurken, müzik ve aranjesi tamamen Görkem Baharoğlu imzası var. Şarkı çok keyifli radarınıza alın.