Ancak zaman içinde yatlarla ya da arabalarla büyük kentlerden gelen konukların talepleri ve özendirmesi, şeflerinin yurt dışında gittiği restoranlarda gördükleri gibi birçok etken bir araya gelince menü de değişmeye başlamış.
Bugün mutfağın başında olan ikinci kuşak Naci Işık kardeşleri ve kuzenleriyle birlikte çalışıyormuş. Biz 25 yıllık mekânın, değişimin biraz fazla etkilediği bir dönemine rastladık sanıyorum. Seçimlerimizi yapmak için buzdolabına gittiğimizde büyük ölçüde balıklı, sebzeli köfte çeşitleri ve kimi ithal kimi donuk deniz ürünleri ağırlıklı bir tablo ile karşılaştık.
Yine de ortaya gelen ikramlar tarama ve üzerinde deniz yosunuyla marine sardalyanın ardından; köy usulü kırmızı soğanlı domates salatası, sossuz rica ettiğimiz ılık karides, mantar topu, sebze topu, yoğurtlu deniz börülcesi, ızgara dana dil, taze logos ve sinaritten yana yaptığımız seçimlerimizden mutlu olduk diyebilirim.
Ama hayalim bir sonraki gidişimde kendini müşterinin her talebini yerine getirmek zorunda hissetmeyen, özünü unutmamış, fiyat kalite dengesini göz ardı etmemiş, daha yalınlaşmış, lezzet çıtası yükselmiş bir Manzara görmek...