ZİRAAT VE HAYVANCILIK YAPILAN YERLERE ÇARE BULUNMALI
Orhan Miroğlu ‘ahmaklık’ diye bir başlık atmış. Bulunduğu makama güvenerek sağa sola saldırmasından belli ki lafı kendisine iade etmem gerekmiyor. Zira bir zamanlar oturduğu MYK’ya fazla güveniyor. Pek ferasetli biri olsalar bu takip ettikleri siyasi yolun onları pek bir yere götürmeyeceğini görürler. Çok kısa bir süre içinde birçok parti değiştirmesinden nasıl bir fikrî yapısı olduğu da anlaşılıyor. AK Parti’nin yüksek mevkilerinde görev almış insanların bu ikinci reaksiyonu. Geçmişte de Yasin Aktay bir yazısında “Türklük’ün” bir anlama gelmediğini, belirsiz bir tanım olduğunu söylemek gibi bir ucuzluk ve küstahlığa sapmıştı. Ne partisinden kendisine ciddi bir ihtar ve ceza geldi ne de aslında paraşütle girdiği TÜBA (Türkiye Bilimler Akademisi) üyeliğinden atıldı. O zaman da tabii TÜBA’nın hiçbir anlamı ve itibarı olmaz.
Partinin yüksek kademelerinde verilen tepkiler aslında Türklüğün ne anlama geldiğini ya da gelmediğini belirlemek gibi ucuz ve küstah bir yaklaşımı açığa çıkarıyor. Ne partisine ne kendisine bir itibar kazandırıyor. O nedenle bu tür çıkışların bir anlamı yoktur.
Sırrı Sakık gibi benim her zaman çok gayriciddi bulduğum bir isim bile bu mevzu üzerine konuştu. “Doğuda boş kalan köylere Uygurlar yerleştirilmeli” demişim. Estağfurullah. Uygurlara kastım mı var? Benim derdim ciddi ziraat yapılan, hayvancılık yapılan yerlere çare bulunması. Verimli topraklar, boşalan köyler tüm Türkiye’ye dağılmıştır, bir bölgeye özel bir olay değildir. Lütfen bile bile kasıtlı böyle herzelerde bulunmayın, ırkçılık üzerinden yorumlar yapmayın.
Hele bir tanesi var (Muhsin Kızılkaya), benim kitaplarımı okumuş da anlamamış. Birçok üniversitede yıllardır okutulan kitapları anlamamak sizin probleminiz. Biraz kendinizi geliştirmeniz gerekir. Parti parti, grup grup dolaşacağınıza eğitiminize odaklanabilirsiniz. En son çarpıtmayı da Rizeli bir yazardan gördük (Yıldıray Oğur). Bu kasabalı çocuk, devletin en iyi okullarında okutulmuş (ODTÜ). Tabii oradan çok parlak insan da çıkar, çeyrek çepelek adam da. Bizim aile tarihini yazıyor; yanlış ve hamâkat dolu. Anlamadığı konulara girerek karalama yapabileceğini zannediyor. Edindiği çarpık bilgilerin Kırım tarihiyle uğraşan birinden gelmesi mümkün değil. Mevcut kaynaklarda verdiği bilgiler yok. Nereden alıntıladığı belli; Alman istihbaratı tarafından uydurulan metinler. Almanya bu tür hedef gösteren organizasyonlarla çok içli dışlı. Tabii altyapıyı sağlayanlar da oradaki FETÖ’cü serserilerdir. Maalesef Karadeniz kıyılarında gezinen serseri mayınlar gibi basın hayatımızda bu tip sözde okumuş geçinen ama basit bilgilere bile sahip olmayan, yalan yanlış yazılar kaleme alan tipler var. Yıldıray Bey’in üzerinde çok duracak değilim. Gerekli şekilde kanunî yola başvuracağım. Önce terbiye öğreniniz, sonra aklınızı başınıza alınız.
Türkiye tarihten beri her zaman muhacire ihtiyaç duymuştur. Yalnızca muhacirleri rastgele seçemeyiz. Dünyada hiçbir ülke böyle yapmıyor zaten. Gelenleri de kimsenin toprağına yerleştirecek değiliz. Kuru gürültüyle cephe reklamına girişmenin manası yok. Sözde temsil ettiklerini söyledikleri halkın talihsizliği, böyle çeyrekçepelek adamların meydanda kalem oynatmasıdır.