Onun kaderi de yılbaşı gecesi değişmiş
Hayatını anlattığı kitabının önsözünde “Dev bir yılbaşı ağacının renkli süslerinden biriyim. Ama o ağacın her dalı hayat damarım oldu, müzik oldu, dans oldu, şarkı ve söz oldu. Karnım da ruhum da doydu” diyor Nesrin Topkapı.
Gerçekten de o bir dönem hayatımızın en çok beklenen yılbaşı süsüydü. Tek kanallı televizyonlarımızda yeni yıla girdiğimizin müjdecisi, eğlencesiydi. En az Milli Piyango çekilişi kadar heyecanla beklenirdi.
Meğer onun kaderi de bir yılbaşı gecesi değişmiş, şans kapısı siyah beyaz televizyon ekranında görünmesiyle açılmış.
1979 yılında Baltalimanı Grand Gazino’da çalıştığı sırada TRT’nin Ankara’daki yılbaşı eğlence programı çekimine davet alır ünlü dansöz. Bir yıl önce İzmir’de yine TRT yılbaşı eğlencesi için çekim yapılmış ama yasak yüzünden yayınlanmamıştır. Çok ısrar edilince gazinodan güç bela izin alıp gittiği Ankara’da sabahın dokuzundan akşama kadar stüdyonun kapısında bekletilince sinirlenip dönmeye hazırlanırken ısrar kıyamet ertesi gün de gelmeye ikna edilir, kavga gürültü bir çekim yapılır ama yine yayınlanmaz.
12 Eylül 1980 askeri darbesinden sonra işler iyice durma noktasına gelmiştir. Bu dönemin en çok mağdur olan isimlerinden biridir Nesrin Topkapı. Kirasını ödeyemez, evdeki eşyaları tek tek satmaya başlar hayatını sürdürebilmek için.
Tam dibe vurduğunu düşündüğü o gece aslında yıldızının parladığı andır:
“1980-1981 yılbaşı, işsiz ve yalnız evde oturup veresiye aldığım şarabı içerken bunları düşünüyordum. Derken tam gece yarısı olduğunda birden TV’de kendimi gördüm. Aaa! Şaşkındım... Beklemiyordum... 79’daki o siyah beyaz çekimdi. O yıl neden gösterilmediğini bilmiyorum. Bir yıl sonra habersizce yayınlanan bu televizyon programını izlerken tesadüfen gördüğüm kendimi sürekli eleştiriyordum ki telefonum çalmaya başladı, hatta tüm gece durmadı diyebilirim.
Aman Allah’ım! Gece 24.00... Telefonum durmuyor! Arayan soran, ne çok tanıdık varmış! İş teklifleri... İnanılmaz rakamlar...”
Bir gecede Türkiye’nin starına dönüşür Nesrin Topkapı. İş teklifleri yağmaya başlar. Dönemin ünlü solistlerinden biri İzmir’deki programına dahil olmasını teklif eder aynı gece. 100 lira olan ücreti de 30 bin liraya çıkmıştır.
FAHRİ BEY’DEN GELEN TELEFON
Bir gecede gelen şöhret ‘gazinocular kralı’ Fahrettin Aslan’ın da dikkatinden kaçmaz. Bir sonraki ‘teklif’ ondan gelir:“Sonraki gün yine telefon çaldı. Ev kalabalıktı. Hızlı ve net konuşan Fahri Bey’in sesini tanıdım. ‘Taksim Maksim’e başlıyorsun haftaya’ dedi. Evdekiler de ‘Bekle, başlıyoruz, diye seni aylarca bekletip aramadılar bile’ diyorlardı. Nedeni nedir, birinin lafı üstüne mi gelişti bu işsizlik, hâlâ bilmiyorum. Fahri Bey’e, ‘Yıllardır mekânınızda çalıştım. Sağ olun. Bir kez olsun zam istemedim (Bir şey istemenin bedeli korkutur beni). Ancak 40 bin lira teklif eden solistimize ‘evet’ dedim’ deyince, Fahri Bey, ‘Ben olanları biliyorum. O İzmir’i de kapatırım. Tepemi attırmasınlar! Ücretini 30 bin lira yapıyorum’ dedi. Rahmetler olsun...
Sonrasında tekrar Maksim çalışmalarım devam etti.”