Ve Mudanya ahalisi o kadar heyecanlıydı ki...
Ali, ev yolunda Mütareke Meydanı’ndan geçerken şaşırdı.
Meydan kalabalık. Meydan balonlarla süslenmiş.
“Acaba ne bayramı?” diye düşündü.
Bayram da değil.
Babası arabayı durdurdu. Anne, Ali’yi meydana doğru dışarı çıkarttı.
Ve işte o an...
Ve işte muhteşem an...
Ali’yi sevenler toplanmış, ellerinde balonlarla bir bayram havasıyla Ali’yi karşılıyorlar.
Çığlıklar, “çok yaşa”lar. Gözyaşları...
Ali’nin okulundan öğretmenler orada, sınıf arkadaşları orada. Mudanya halkı orada.
Bu topraklarda komşuluğun, sevginin, hayata verilen değerin bir canlı tablosu gibi oradalar.
Ve arkadaşlar;
Demirören Haber Ajansı’ndan sade bir haber olarak gelen bu fotoğrafları görünce;
Dedim ki:
Ne olursa olsun,
Anadolu’daki bu insan sevgisini, komşuluğu, bir millet olabilmeyi hiçbir güç engelleyemez.
Ve elbette;
Önce Bursa’daki Uludağ Üniversitesi Hastanesi’nden Ali’yi Ankara’daki LÖSANTE Hastanesi’ne gönderen sevgili doktorları,
LÖSANTE’de Ali’yi yeniden hayata kavuşturan bütün doktorları,
Ve elbette Türkiye’de bu yolda canla başla çalışan LÖSEV’i,
Ve Ali için sonuna kadar mücadele eden annesi Özlem Hanım ve babası Birkan Bey’i,
Son büyük alkışım da abisine kök hücresini veren 8 yaşındaki küçük Elif’i,
Yürekten kutluyorum. Alkışlıyorum.
Bu topraklardaki umutlarımızı artırdıkları için saygılarımı gönderiyorum.
Ali ve Elif büyüdüğünde bu hikâyenin aslında bir “umut hikâyesi” olduğunu umarım çocuklarına anlatır.