ABD’YE SATAMAYAN TÜRKİYE’YE GELİYOR
Fuat Tosyalı, çelik sektörünün ülke ekonomileri açısından en stratejik sektörlerden biri ve ekonomilerin barometresi olarak görüldüğüne işaret ederek “Demir-çelik üreten bir ülke için sektörün kendi içinde güçlü olması dışa bağımlılığı azaltır, stratejik ürünlerin üretiminde sürekliliği sağlar. Yerli üretim kapasitesi, ülkenin ithal mallara olan bağımlılığını düşürürken, stratejik sektörlerdeki dışa bağımlılığı da önemli ölçüde azaltır” ifadeleriyle sektörün önemine işaret etti.
ABD Başkanı Trump’ın göreve gelmesi ile çıkan tarife savaşları ve ülkenin çelik sektörünü korumak için koyduğu gümrük vergilerinin yüksekliğine değinen Tosyalı, “Amerika’ya mal satamayan ancak çelik üretimi fazla olan ülkeler, başka pazar arayışlarına girdi. Bu arada en serbest pazar Türkiye” diye konuştu.
İTHALAT PATLADI
Fuat Tosyalı, Türkiye’nin çelik ithalatının patladığına ve Çin ile olan ticaret açığının 6-7 ayda 50 milyar doların üzerine çıktığına dikkat çekti ve devam etti:
“Bunun çok büyük oranı çelik ithalatı. Bir yanda Amerika ‘çelik üretimi olmayan bir ülkenin bağımsızlığından söz edilemez’ diyor. Avrupa Birliği kotalar koydu, kendi çelik sektörünü koruyabilmek adına bu dönemde kotaları daha da sıkılaştırdı. Çin, Avrupa’ya da Amerika’ya da satamıyor ama Türkiye’ye rahatlıkla satabiliyor. Bu da sektörde büyük baskı oluşturuyor. İhtiyaç fazlası ürünlerini uluslararası piyasalara düşük fiyatla yönlendirmesi, küresel fiyat dengesini bozuyor ve haksız rekabeti derinleştiriyor.”
Tosyalı Holding’in İskenderun’da son çelik yatırımının 4 milyar dolardan fazla olduğunun da altını çizen Tosyalı, “Yatırım yapıyorsunuz ama adam sizin üretim maliyetinizden altında Çin’den getirip önünüze yığıyor. Bu meseleye bakarken de daha stratejik, makro bir yerden bakmalıyız. Bu sektör, endüstri bittiği zaman da geri kalkamaz” değerlendirmesinde bulundu.
* “Sadece otomobil üretmekle kalmayıp aynı zamanda elektrikli, akıllı ve bağlı teknolojilerle dönüşen bir mobilite ekosistemine de öncülük ettik. Çok şükür yılmadık, karşımıza sıkıntılar çıksa da her zaman çözüm odaklı olduk, çok çalıştık. 7 yıl boyunca planlarımız doğrultusunda ilerledik. Hedefimiz yalnızca bir otomobil üretmek değil, geleceğin endüstrisini şekillendirecek bir ekosistem kurmak ve bu dönüşüme öncülük etmekti. Dünyada bu kadar kısa sürede sıfırdan elektrikli araç üretimine geçebilmek herkesin yapabileceği bir şey değildi ve biz bunu başardık”
* “Bugün T10X’i ve T10F’i Almanya’da, Avrupalı kullanıcılarla buluşturuyorsak, bu sadece Togg’un değil aynı zamanda ülkemizin elektrikli araç ekosisteminin de büyük bir başarısıdır. Bugün 7 yıllık yolculuğumuzda tarihi bir dönüm noktasındayız. Avrupa yolculuğumuzu Almanya ile başlatıyoruz. Yatırımlarımız sadece fabrika kurmak ya da üretim yapmaktan ibaret olmadı. Şarj istasyonlarından batarya değer zincirine kadar uzanan, değer yaratan bir ekosistem oluşturduk.”🤨