Tutkusunu da, titizliğini de...
İşine bir sanatçı inceliğiyle yaklaşır.
“Ben sanatı, tarihi, mimarisi güzel olan eski yapıları severim. Dört duvar beton yaparsınız ama bina, içinde sergilediğiniz eserlerin ruhunu yansıtmaz. Bir taşı bile ruhuyla göstermek gerekir. Eski köşkler eserlerin ruhunu çok iyi yansıtıyor” dediğinde ne hissettiğini biliyorum.
Bir sergiyi gezerken sadece bir tabloya bakmıyoruz artık; aynı zamanda bir tarihe, bir kentin belleğine, bir medeniyetin izlerine dokunuyoruz.
Ve ben hep şunu düşünüyorum.
Sanat, yalnızca resim ya da heykel değildir.
Sanat, bir şehri değiştiren en sessiz ama en güçlü devrimdir.
İzmir’de yaşanan da tam olarak budur.😐