Aslında biz bebek yapmıyoruz. Bebek formunda sanat eseri ortaya koyuyoruz. Dünyada da bu bir sanat dalı. Bu kavramı da Türkiye’ye getirenlerdeniz. Bebeklerimiz dünyanın çeşitli ülkelerinden koleksiyoncular tarafından talep ediliyor. Biz bu yola eşim Arzu ile beraber hobi olarak başlamış, çocuklarımıza oyuncaklar yapalım demiştik ama bugün geldiğimiz nokta da dünya çapında bir faaliyet alanına dönüştü" dedi.
"Bebeklerimizin eşi benzeri yok"
Bebeklerinin neden eşsiz olduğuna değinen Zafer, "Bizim bebeklerimizi değerli kılan birkaç unsur var. Bunlardan en önemlisi tek örnek olması. Aynı bebekten bir ikincisini yapmıyoruz. Bu yüzden koleksiyonerler için değeri çok daha yüksek oluyor. Bunun dışında bir de üretimde genellikle geri dönüşüm malzemeleri kullanıyoruz. Örnek vermem gerekirse, mesela Antep fıstığından yumurta kabuğuna kadar her şey bizim için bir bebek malzemesi olabilir. evimizde ya da atölyemizde çöp kavramı yok. Her şeyi geri dönüştürebiliriz. Bu geri dönüşüm malzemelerini kullanmamızdan dolayı bebeklerimize ilgi biraz daha yoğun oluyor. Daha sıcak yaklaşıyorlar" diye vurguladı.
"Aile saadetine önemli katkılar sağlıyor"
"Eşimle beraber bez bebek yapmak tabii ki çok önemli, çok anlamlı" diyen Zafer, sözlerini şu şekilde sonlandırdı:
"Daha doğrusu bütün insanların eşiyle, ailesiyle ortak çalışmalar yapabilmesi, hatta bu meseleye çocukları da dahil edebilmesi ve bunu bir sanat dalıyla ilgili yapabilmesi bizce çok anlamlı. Bu, aile saadetine de önemli katkılar sağlayan bir unsur."
Özer çifti, sanatı bir aile meselesi haline getirerek, çocuklarının da dahil olduğu bu süreci, mutlu ve huzurlu bir yaşamın anahtarı olarak görüyor.