Dijital tehdide maruz kalan gençlerden bazıları ise topluma değil kendilerine zarar veriyor. Konunun az görünen yönlerinden biri de bu.
Bugünlerde ABD’de bu konuda önemli bir dava var. 16 yaşındaki Adam Raine’in ailesi oğullarını intihara sürüklediği iddiasıyla ChatGPT’yi dava etti.
Tabii böyle bir dava hemen akıllara yaslı bir ailenin dev bir şirketten tazminat kapma çabasını getirebilir.
Ancak mahkemeye sunulan kayıtlar dehşet verici.
16 yaşındaki çocuğun “Odamda ilmek bırakmak istiyorum ki biri bulsun ve beni durdurmaya çalışsın” önerisine “Hayır lütfen ortada bırakma” diyerek karşılık veren yapay zekâ, sohbet ilerledikçe çocuğu kendisinin tek arkadaşı olduğuna inandırmaya çalışıp intihara teşvik etmiş.
Şirket, “sorunun” sohbetin uzamasından kaynaklandığı yönünde bir savunma yapıyor. Algoritma uzayan yazışmada yapay zekânın karşısındakini teşvik edip onaylaması üzerine işliyormuş.
Sohbet kayıtlarını okudukça arkadaşı olmayan 16 yaşındaki bir çocuğun “en iyi arkadaşı” konumundaki bilgisayarından etkilenmesi hiç şaşırtıcı gelmiyor.
Dava nasıl sonuçlanacak göreceğiz.
Fakat suça sürüklenen çocuk kavramını sosyal medya, yapay zekâ ikilisiyle birlikte düşünmek şart.
Bu konuda küresel bir işbirliği ve kapsamlı bir reforma ihtiyaç olduğuna şüphe yok.