Türk Rivierası ve 35 şef
Girişindeki ahşap tekneler, tüm mekândaki sanat eserleri, deniz kenarına yayılmış şık masalar ve güzel giyimli turistler “Türk Rivierası” ortamı sundu diyebilirim. Kendimi yurtdışında hissettim.
Yemeklere gelecek olursak...
Sadece deniz yoluyla erişim olan Miori’nin tüm mutfakları deneyimli şef Kemal Demirasal’a ait.
Egeye özel Akdeniz lezzetleri sunan Miori by The Sea’de akya balığı pastırmasını ve kabak salatasını, güney İtalyan tarifleri yer alan Isabel’s adlı mekânda incirli pizzayı, gündüz açık olan The Kitchen’da ıstakozlu sandviçi, menüsünde Uzak Doğu lezzetleri bulunan Oko’da ise kaz ciğerli nigiriyi denemenizi öneririm.
Operasyon 35 şef, 100 hizmet personeli tarafından 1000 metrekarelik bir mutfakta sağlanıyor. Çılgın bir rakam.
Ama kanımca Miori’nin en iddialı alanı tekne dünyasının Rolls Royce’u diyebileceğimiz Riva markalı lounge alanı. Dünyadaki sekizinci lounge mekânını marka Göcek’te açmış.
Markanın teknelerini anımsatan tasarımdaki masa ve sandalyeler, Riva markalı porselenlerin satıldığı alan, markaya özgü kokteyllerin sunumları ve diğer tüm detaylar dünyanın neresinden hangi büyüklükteki bir tekne sahibi gelirse gelsin gayet etkileyebilecek seviyedeydi.
PInk MartInI Göcek’te
Dünyaca ünlü müzik gruplarının sahne aldığı Miori’de Pink Martini’nin konser verdiği hafta sonu, Miori’nin kurucu ortağı Yiğit Sezgin’le sohbet ettik.
Sezgin şöyle dedi:
“Göcek, Türkiye’nin gizli kalmış turizm silahı. Bölge halen turizm potansiyeline erişmiş değil. Ama çok yakında Côte d’Azur ile yarışacak duruma gelecek. Japonca ‘deniz kenarındaki köy’ anlamına gelen Miori’yi de işte bu nedenle kurduk.
Şimdiden yabancı kaptanlar Ege ve Akdeniz’de böyle bir gastro destinasyon olmadığı görüşünde.
Keza Bodrum’un kalabalığından kaçmak isteyen yerli turistlerin de daha rafine bir tatil için giderek daha fazla Göcek’i tercih edeceğini düşünüyorum.
Bizim de amacımız, reklamda bu zamana kadar geri kalan Göcek’i böylesine bir yatırımla, en organik ve deneyimsel yolla A level turizm çevrelerine tanıtmak.
Göcek kendine has doğası, koyları ve gastro çeşitliliğiyle artık yepyeni bir çağ yaşayacak.”